Zorunlu Genel Sağlık Sigortasında borç şoku

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

BAŞLIK : “ZORUNLU GENEL SAĞLIK SİGORTASINDA YAZILAN BORÇLARI ÖĞRENENLERİN İLK YORUMLARI”

KONU : “VATANDAŞLARIMIZIN UĞRADIĞI SGK. GENEL SAĞLIK SİGORTASI GSS. MAĞDURİYETİ AÇISINDAN YORUMLARI ŞÖYLE OLMAKTADIR”

 

AMAÇ : Vatandaşlarımıza yürürlükte bulunan kanuna göre çıkartılması zorunlu olan genel sağlık sigortası aylık ödenmesi gereken sağlık pirim ücreti ve eğer bu primleri geciktirme durumu olursa ki çalışmayan ve muhtemelen işsiz veya iflas etmiş esnaf kişiler açısından yada öğrenci veya engelli vatandaşlarımız açısından konuyu aşağıda değinmek istedik. Ayrıca 1999 yılında değişen sağlık sistemi nedeniyle emeklilik hakları yaş engeline takılan ve ülkemizde “E.Y.T Mağdurları adı geçen” Emeklilikleri yaş engeline takılan SGK. Kurumu mağdurlarının aynı sıkıntıları emekliliklerini zorunlu olarak beklemek zorunda kaldıkları yıllarda ödemesi gereken SGK. pirimi olarak bilinen GSS. sağlık sigortası pirimlerini ödemeleri gereken süre içerisinde yaşadıklarını ve bize bu konuları aşağıdaki şekillerde danışmak istediklerini gözlemledik. Daha önceki yazılan yazılarda belki yorucu anlatım olabilirdi ama bu aşağıda okuyacağınız yazı tarzımız farkındalık ile daha çok açıklayıcı olacaktır. Bu konuyu biraz gözlem yönüyle anlatmak istedik.

 

1. ÖRNEK OLAY : “İşsiz, sigortasız insanlardan para almak hangi akla mantığa sığıyor? işsiz insan ekmek parasını, yol parasını zor bulurken; devlet babamızın ayda 100 küsür lira ile 213 küsür lira borç yazması hangi sosyal anayasal dini hakiki hukuk veya Avrupa Birliğine girmeye çalışan yolda ilerlediğini beyan eden ve hangi yerde olan insan hakları sisteminin ürünüdür? neden bir muhalefet partisi bu konuyu gündeme getiremedi? hakkımızı arayalım allah korusun yarın başımıza bir hastalık gelecek hastaneye gideceğiz orada çalışan görevliler bize diyecekler ki şu kadar borçlusunuz almadığımız bir hizmetin karşılığında siz bana neyin borcundan bahsediyorsunuz acaba desek de iş işten geçecek, bunun gibi bir düşünce olabilir mi diye çevremize soralım” diyebilir.

 

2. ÖRNEK OLAY : “Hiç haberimiz olmadan gss yapılmış. İki sene önce ve en yüksek primden yapılmış. Borç 3 bin tl geçmiş ve ödeme gücüm yok. Borç ne kadar birikirse biriksin anlayamadığım şeyler var. Kullanmadığım şeyin neyini ödeyeceğim? Bunu neden acaba zorla vereceksiniz, yoksa hapis cezası var dıye şart koşuyor. Şaka gibi birşey sanırım, ne yapmamız gerekir, bir bilene sorayım yada gidip bankaya ödemeli miyim? Sağlık, alınması temel olan 3 kanundan biri değil mi? Neden vergi veriyoruz bunu anlayamadık. Sağlık hakkı, yol hakkı, ulaşım hakkı yada vb. şeyler için değil mi? Yasa eğer iyi niyetle çıkarılmış olsaydı, hiç şüpheniz olmasın isteğe bağlı olurdu.” diyebilir.

 

3. ÖRNEK OLAY : “Her ay gss parası ödüyoruz demek. Şok olduğumuz bir an olmuştur ama hayatın gerçekleri bunlardır. Aklımızdan fazla bir fikir geçmez ve nasıl bunu ödeme yapabiliriz diye düşünmeye başlarız. Bunu ödemek zorundayım hastaneye gidiyorum. Ancak anlamadığım birşey var doktor ilaç yazdığı zaman bunu eczaneden temin ederken en az benden bir de 5 TL. para isteniyor, nasıl bir çelişki bu? ne parası dediğim zaman da muayene parası diyorlar, iyi de zaten sağlık sigortasına paramı yatırıyorum. Buna karşı sorarım. Yani eee benim verdiğim bu para o zaman nereye gidiyor? Bir de benden ayrı olarak muayene parası istiyorlar, gerçekten şaşılacak bir durum. Anlayamadım. Bu sistem neden zorunlu yapılmış? Zorla iyilik yapılmaz, zorla yapıldığı söyleniyorsa altında bir farklılık vardır ” diyebilir.

 

4. ÖRNEK OLAY : “Kendimizi bir an tüketici gibi düşünebilir. Öyle ya hava bedava su bedava diye bir söz vardır. Ama öyle birşey artık yokmuş deriz, kim bedava hava yada su veriyor diye aramaya başlarız. Yada hiç uğraşmayız. Bir hizmet yada bir mal almışızdır deriz. Ama almadığımız birşey var diye sağlıklı bir insan olarak aklımıza hemen bir düşünce gelir. Alınmayan bir hizmetten karşılık olarak para alınması ne kadar mantıklı sizce? Aramızda belkide 10 seneden beri hastaneye gitmeyenler var. Geçen gün hastaneye gittim. Her ay 41 lira ödüyorum. Düzenli olarak dediler ki müstehak değilsin. On beş lira muayene ücreti, 31 lira da tahlil parasi aldılar SSK’ya gittim. Içerde birde fazla ödemem var. Hastaneden parayı istedim benden fotokopi kimliğin birde iban numarası istiyorlar. Bankaya yatıyormuş, elli kuruşda fotokopi masrafı verdik. Bu bürokrasi nasıl birsey çözemedim.” diyebilir.

 

5. ÖRNEK OLAY : “Kimse ile senet yada kredili borç yapmadan yaşayan bir bireyizdir. Ailemiz orta gelir düzeyi yada az gelir düzeyine sahip kişilerdir diye ideal bir yaşam fikri aklımıza gelir. Elimize adresimize bir borç bildirim yazısı gelmiş olabilir. Nereye borç yaptığımızı düşünebiliriz. Hukuksal bir neden ile çözüme yaklaşmaya çalışabiliriz. Deli dumrul yasası olduğu için hiçbir mantığı yok. Hizmet gonüllü satın alınır. Kimse size hergün zorla ekmek aldıramaz. Üzerinizde tasarruf yetkisi olmayan gelirden sorumlu tutulmak insan hakları suçudur. Bu böyle bilinmelidir. Önemli olan ve bilinmesi gereken şey şudur kisilerin hukuku vardır ve saygı duyulmalıdır. Almadığımız hizmettin karşılığı neden acaba zorla ödetirilmek isteniyor ve boçlandırılıyor? Bunun üzerine neden acaba faiz uygulanıyor, Sizce bu sistem insan haklarına aykırı değil mi?” diyebilir.

 

6. ÖRNEK OLAY : “İşsizliği düşünebiliriz. İşsiz bir vatandaşız diyebiliriz. Aslında hayal değildir. İstihdam ve üretimin azaldığı zaman yaşıyor olabiliriz. Kimse kimsenin işsiz ve parasız olduğunu ve ne sebeblerden dolayı çalışamadığı düşünmüyor, 25 yaş üstü işsizler için geçerli kadın erkek fark etmiyor. Zamanla kadınlarda bu yasadan nasibini alacak sanıyorum. Herkez bu yasanın içeriğini öğrendiği vakit, herşey daha net anlaşılmaya başlanır. Part-time çalışanlara da sigorta yapılmalı ve ailesinin geliri de en azından bu kişiler için sayılmamalıdır. Asgari ücretin altına sigorta yapılmıyor. Yani full time dediğimiz işler bu şekilde. 25 yaşında bir kişi de üniversite okuma hakkına sahiptir. Full time iş bulmak o kadar kolay değildir. İş tecrübesi olan bulabilir bu işi vasıfsız işçiler bulamaz. 340 TL geliri olandan 40 tl pirim alıyorsa devlet neden part-time 340 tl ye çalışan kişiye bir de ailenin gelirini üzerine ilave edip, kişi sayısına bölüp fazla pirim istiyor. Gelir testi yaptırmazsa 240 tl gibi bir rakam istiyor. Bu maaşının % 70’i kadar sigorta mı olur.” diyebilir.

 

7. ÖRNEK OLAY : “Aklımıza ilk anlarda anayasal tanımlamalar gelebilir. Öyle düşünelim mesela, okullarda bize hep adil düşünce tarzını aşılamışlardır. İdealist insanlar olan bizler alıştığımız şeylerin dışına çıkan şeylere şaşırabiliriz. Sosyal devlet düşünelim ama ne demektir diye sorgulama yapalım.Sosyal devlet demek, vatandaşının sağlığını, iş sorununu, işsizlik sorununu, konut sorununu, güvenli gelecek sorununu, temiz bir çevrede yaşama sorununu çözmüş devlet demektir. Vatandaşından zaten ödemesine vergiler yoluyla yaptığı hizmetlerden tekrar ücret alan devlet demek değildir. Çalıştığımız zamanlarda aldığımız ücretten vergi ve sosyal güvenlik primi ödüyoruz, yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız, seyahat ettiğimiz her şeyden kdv, ötv ödüyoruz. Paran varsa tedavi oluyorsun. Bu zorunluluk çok kötü bir uygulama. Param olsa zaten isteğe bağlı yatırırdım. Aklımız karıştı.” diyebilir.

 

8. ÖRNEK OLAY : “Yurt dışındaki herhangi bir yabancı ülkedeki sosyal sigorta ile ilgili bir sistemi düşünürüz. Hep öyle olmaz mı zaten, yurt dışında çalışan gurbetçi yurttaşlar vardır. Orada çalışırlar yada emekli olmuşlardır. Onlardan duyarız yada kendimiz ziyaretlerimizde gözlemleriz. Örneğin Yeni Zelanda’da sağlık sigortası (GSS benzeri) tüm vatandaşlarına ücretsiz. Türk Vatandaşı olarak orada yaşamayı veya okumayı tercih edersek, yaşımız ne olursa olsun yıllık 502 Yeni Zelanda doları yani 720 TL ödüyoruz. Türkiye’de ortalama yıllık 1500 TL ödüyoruz ve sadece devlet hastanelerinden kısıtlı olarak yararlanabiliyoruz. Ama Yeni Zelanda’da oranın vatandaşı olmadan Türk vatandaşı olarak yaşadığımızda sağlık hizmetleri için herhangi bir kapsam kısıtı olmadan 720 TL ödüyoruz. Sizce de bu işte bir gariplik yok mu? Resmi Kaynak :http://www.waiariki.ac.nz/documents/international/07Jan11_Information-for-Turkish-Students.pdf ” diyebilir.

 

9. ÖRNEK OLAY : “Borcu gördüğümüz zaman şaşırırız. Postacı evimize gelmiştir. Elinde bir kalem vardır ve imza atmamızı istemektedir. Kapımızı çalıp size bir tebligat var diye bilgi vermektedir. İyi güzel ama bizim mesela tebligat ile ilgili bir sorunumuz yoksa neden postacı bize tebligat getirmiştir diye anlayamadığımız şeyler olabilir. Postadan gelen zarfı okuduğumuz zaman bazı şeyleri anlarız. Aile içindeki gelir göz önüne alınarak, kazancı olmayan kişilerden zorla para tahsil edilemez. Genel sağlık sigortası zorunlu prim borçları ve gecikme cezaları ile geliri olmayan vatandaşlar mağduriyete uğramıştır. Sana SGK. tarafından gönderilmiş gelir testi davet yazısını aldın ve üzerinden bir ay geçtiyse yani zamanında gelir testine gitmediysen bugüne kadar birikmiş GSS prim borçlarını sildiremezsin. Bu gss priminden hepimiz mağduruz. kimimiz mağdur olmasa da mağdur olacağı günler olacaktır.” diyebiliriz.

 

10. ÖRNEK OLAY : “Nedir bu GSS sistemi anlayamadım deriz. Eve mektup gönderip eğer bana bir ay içinde gelip gelir testi yaptırmazsan senden icrayla paranı zorla alırım diyorlarmış diye düşünebilriz. Para alacakları insanlar aslında çoğunlukla işsiz insanlar, annen veya babanla yaşıyorsan onlardan alırım deniyor. Bu borç nereden çıkmış diye düşünebiliriz. Kimseye borcu yada zararı olmayan vatandaşlar olarak bu konuda şaşkınlık yaşarız ve ne yapmamız gerekir diye düşünmeye çalışırız. Nasıl borçtan etkilenmeyiz diye aklımıza düşünceler gelir. Almadığımız bir hizmet olması bizi belki kuşkulandırabilir. Hizmet istenmesi halinde alınabilir aslında ama istemediğimiz bir hizmet nasıl alınabilir bunu bilemeyiz. Nereden çıktı bu borç şimdi diye düşünebiliriz ve ne yapmalıyız diye sigorta kurumuna ait bir yere bunu neyin nesidir ve nereden çıkmıştır diye sormalıyız.” diye düşünebiliriz.

 

Genel olarak çıkarabileceğimiz sonuç; Genel sağlık sigortası’ nın zorunlu olması Anayasa’nın 56, 17, 60, 18, 2, 65 maddelerine aykırıdır. Vergilerin şahsiliği ilkesi çiğnenmiştir. Genel sağlık sigortası’nın zorunlu olması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2, 5, 4 maddelerine aykırıdır. Anayasamız ve Kanun ile yönetmelik şartları şu an uluslararası sözleşmelere göre aynı şekilde yine uyumsuzdur. Gss Genel sağlık sigortasının isteğe bağlı yapılmasını ve ödenmiş primlerin ise emekli çalışan prim gün hesabına dahil edilerek bu oluşan mağduriyetin kısmen giderilmesinin üzerinde durulması gerekmektedir.

 

Daha önceki yazılarımızda konu hakkında öncelikle ne ile ilgili olduğu hakkında genel bir bilgi vermek istedik. Daha sonra ise bu konuda yapabileceğimiz demokratik haklara ait kullanımlara ilişkin başvuruları yorumladık. Bir adet dilekçe örneğini geçen yazımızda verdik. Bugün sizlere değinmiş olduğumuz yazımızda ise Sgk Kurumuna ait Genel Sağlık sigortası sisteminde vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıları gidermeye çalıştığımız bir çalışma yaptık. Bu yazımızın amacı aslında halkımız neden zorunlu bir sigorta sistemi ile karşılaşıyor ve bu konuda çevrelerinde haberi olsun yada olmasın neler yaşanıyor diye bilmesini istedik. Emeklilik Şartları Yaş Engeline Takılan olarak kamuoyunda bilinen adıyla EYT Mağdurların sorunları ile GSS Mağduru kişilerin sıkıntıları aynı yöndedir. Bu konuda gelen sorulardan sonuç olarak bunu çıkarabiliriz. Daha araştırmacı, çevresindeki olaylara duyarlı ve sosyal vatandaşlar olmamız dileği ile saygılar sunarım.