Zehiri altın tepside sunarlar

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yazılarımızı izleyenler AKP ile PKK’nın ya da Erdoğan’la Öcalan’ın aynı projenin elemanları olduğunu, ortak amaçlar için çalıştıklarını, birbirlerine karşıymış gibi davransalar da bunun göstermelik olduğunu ve bir merkeze hizmet ettiklerini birçok kez yazdığımızı bilirler. ABD’nin bölgede uyguladığı Büyük Ortadoğu Projesinin taşeronlarıdır kendileri.

Yakın çevremden AKP’ye oy vermiş birçok insan abarttığımı, muhalif olmamdan dolayı karalama yaptığımı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının böyle bir durumda olamayacağını, üstelik onun İslami duyarlılığının yüksek olduğunu, bir Müslümanın vatan hainleriyle aynı çizgide olamayacağını söyleyip itiraz ediyorlardı. Haksız da sayılmazlardı, çünkü onlar olması gerekeni düşünüyor; olanı göremiyorlardı.

Bunlar ve bunlar gibi AKP’ye oy verdiği halde ulusal duyarlılığı en az benim kadar yüksek olanlar şunu bir türlü kabul edemiyorlar: Gezi eylemlerinde polise A’dan Z’ye kadar yetki veren başbakan Bingöl- Diyarbakır karayolunu kapatan PKK’lılara karşı polise ve askere A’dan B’ye kadar neden yetki vermiyor? Kendisi yetki vermekte mi aciz kalıyor, yoksa polis ve asker görev yapmakta mı acizdir? İkisi de değil! Üstlendiği görev gereği böyle bir yetki vermek işine gelmiyor. Yoksa yolu açmak bir saatlik iştir. Ne var ki müttefikleriyle(PKK) ters düşmek istemiyor. Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Öcalan’ın desteği olmadan seçilmesinin ham hayal olduğunu kendisi de biliyor.
Onun için çocukları örgüt tarafından kaçırılan analara “Benden değil, BDP ve HDP yetkililerinden yardım isteyin” der gibi onları adres gösteriyor. Hiçbir biçimde örgütle karşı karşıya gelmek istemiyor.

Analar ağlamasın sloganıyla “Açılım- Çözüm Süreci”ni başlatan Erdoğan, sokak ortasında ana kuzularını bazen polis kurşunuyla, bazen sopayla tek tek avlatmayı kahramanlık sayıyor, onlar için ağlayan analara terörist muamelesi yapıyor.

Medya bombardımanıyla aklı başından alınmış ve bu yüzden bunları göremeyip AKP’ye oy veren yurtsever insanlar bir kez daha kendini sorgulamalıdırlar. Eğer Erdoğan, “Evet biz PKK ve Öcalan’la aynı amaçlar için hareket ediyoruz” demiş olsaydı kendileri ona oy verip peşinden giderler miydi? Erdoğan, bunları peşine takabilmek için elbette “başörtüsü, camii, ezan, Kuran…” diyecek ki bunlar ona inansın! Bilmezler mi ki, zehiri altın tepside sunarlar, gümüşte değil…

.Şimdi bu dediklerimden de yine abarttığımı söylemeye başlayacaklar ama bu sefer benim yorumlarımı değil tanıklarımı dinlesinler.
Şirnak valisi Hasan İpek, çözüm süreci için “Başbakan Erdoğan’ı ve Sayın Abdullah Öcalan’ı takdirle karşılıyorum” dedi. Konuşan devletin valisi, boru değil bu…..

Ağrı Belediye Başkanı seçilen Sırrı Sakık, seçim sonuçları için “Ağrı’da kaybeden yok. Ağrı’da barış kazandı. BDP, AKP ve Abdullah Öcalan kazandı” açıklamasını yaptı.

Şimdi bunların beraber aynı amaç için hareket ettiklerini daha nasıl anlatmak gerekir bilmiyorum. Bunlar yetmezse size bir de İsrail’de yayınlanan bir rapordan alıntı vereyim. Belki işe yarar!
“Kürtlerin bağımsızlığı İsrail’in çıkarına uygundur. AKP sürece katılmaya hazır haldedir.”

Bilmem anlatabildim mi?