Yeniden,… yine de,…!!!

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Hani insanın evi dışında nadiren huzur bulduğu yerler vardır ya,… işte, bazen o mekanlara takılmalı.

Öyle çok değil, ayda bir, senede iki,… fazla olmamalı ki, değerler düşüp kaybolmasın,… hoş olur gerçekten; arkadaş muhabbeti, doyumsuz dost sohbeti, amiyane tabirle “iki lafın belini kırmak” gibi,… eski zamana dair, geçmişe özlem duyarak, şimdiki kayıpların umarsızlığına inat, küllenen yıllara atıfta bulunmak…

İşte, benim için o yerlerden bir mekan; Hamamönü… yurt sokağı ve öğrenciyken, hafiften aşcı olarak çalıştığım “Haydar’ın yeri” ( şimdilerde kapanmış ne yazık ki,… ;( ).

Hafiften dedimse, eften püften de değil hani,… öyle bir çeşit “melemen” yapardım ki; arkadaşlar sıraya girerdi… hem de parmaklarını yercesine,… ahhh,… o günler,… övünç kaynağı olmaktan öte, birşeyler üretmek,… ortaya kendi yapıtın olan bir eser çıkarmak,… fikirsel, sanatsal ya da doyumsal olarak,… işte o, insanı asıl mutlu eden olgu,… ve şimdilerde, insanı huzursuz eden eserlere rağbet var.

Nedeni bilinen sebeblerle,… ve benim o zamanlardaki yakalamış olduğum huzura çok uzağız,… neden mi?… Çünkü mecburiyetten. İşini severek yapamayan çalışanlarla, güvenlik ve emniyet tedbirlerlnln çok az olduğu, insandan öte paranın ön planda tutulduğu bir sistem var ülkemizde.

Maden ocağına korkarak girer, asansöre çekinerek biner, askerse ya da polisse sakattır işi,… öğretmen doktorsa, bir veli tarafından tartaklanır, hastası tarafından darp edilir,… evin reisi ek iş yapar, anne boşanmışsa sokakta aniden cellatı olur o eski eşi,… gazeteciysen vay haline; patron ne derse onu yazarsın,… yoksa, işinden olur, mesleğini bile değiştirirsin…

Yani, birileri için çok çok kolay olan hayat, nüfusun çoğu için çok çok zordur,… ast ile üst, avam ile havas, köylüler ile kentli soylular arasında dibi görünmeyen derin uçurumlar vardır… ve makas giderek daha da açılmaktadır.

İşin aslı, sevmek değil, geçinmek içindir,… iş kazalarının temel sebebi de belki de budur,…

İnsan diyorum, iç dünyasında huzuru bulsa, hayatın anlamını yakalamış veya hayatına ait tüm emellerini gerçekleştirmiş olsa bile, bir yerlerde bir eksiklik kalıyor sanki,… geride kalan ve hiçbir zaman ulaşamayacağı saflığı; “çocukluğu”, ateşten günlerdeki “delikanlılık” çağı,… hatta askerliğin bittiği o “tezkere günü”,… bu anlara, dakikalara,… aylara, yıllara kim akmak istemez?…

Sahte mutluluk oyununun sınırları giderek genişliyor. Hem de insanların vicdanlarını çalarak, yok ederek. Sığınılacak güvenli limanlar çok azaldı artık. Ve elimizde varolan değerleri de kaybetmemek gerekiyor. Sımsıkı tutup, hiçbir şekilde bırakmamak,… geçmişe dair güzellikler, anlar, zamanlar, mekanlar,… üretilen eserler,… şimdilerde, geçmişteki “melemenin” tadını alamıyor olsak bile,…
Yeniden,… yine de,…!!!
….
M.K…