Unuttuklarımız…

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

,….
Düşsel anılarda kalsaydı keşke, pervasız hırs yüklü duygular. Şiirsel betimlemelerle kendini belli eden çaresizliğin güdümsüz zamanlarındayız artık. Halbuki, daha dün gibi hatırlarken, “nasıl” sorusuyla keşfettiğiiniz “zarf tümlecini”, unutuverdik hepten özneyi ve de onun eylemleşmiş haliyle yüklemi. Onunla da kalmadı unuttuklarımız,… Talihsizce çıkan kelimelerin, dudaktan kalbe sirayetini, vicdani yokluğa evrilmesini unuttuk. Dünümüzü, geleceğimizin içine hapsedip, şimdimizin açmazlığında kabolmuşluğumuzu unuttuk,… Hesabı ödemeden kalktık çoğu zaman masadan, sözüm ona cömertlikte üstümüze yoktu aksine,… Unuttuklarımıza ekledik en son, neyi unuttuğumuzu unuttuk,… toka yapan hallerimizin aslında hiçbir önemi yoktu, içten değil, dıştan pazarlıklıydı, tebessüm eden yüzle beraber,… anlamadığım birkaç kelimeden biriydi, “……” tı o,… bakar mısınız, dilimdeki kelime, elimdeki klavyeme düşmüyor, bende saklı olan nedenle,… Ve, basitlikti, hayranlık duyup, takdirle altına çektiğimiz çizgiyi aşırıp, şaşırmış bir şekilsizlik ve klinik vakayla tam üstünden çektik çoğu kez. Aldattık, aldandık. Tutarsızlık taştı yüreğimizden, karşımızdakine “elaman” dedirten. Şizofren çığlıklarla kendimizi reddettik. Saygı desen, yedek kulübesinde müzmin yedekti, oyuna sonradan giren. Maçı kurtarmasını bekledik, lakin ısınmadan sahaya sürdüğümüz için her daim sakatlığı nüksetti. Bir vardı, üç yoktu,… Dümensiz yol aldık hırçın dalgalı denizde,… İnsanın kendi kendini tükettiği yerde, çaresizce insanlığı aradık. Görebildiğiniz sadece deniz fenerleriydi lakin. Ama, o bile kendini söndürdü, ışık saçmaz oldu. Kıyıya gelen her vapur, bodoslamadan daldı taş duvarlarına, yıkıp, yağmalandı teker teker,… böylece zaten karanlık ortam daha da karardı,… Velhasıl,… Geçmişte kaldı bütün umutlar,… düz ovada yolumuzu şaşırdık ki; aksine ne gam, ne keder,… “olmayanı oldurmak” ne tipsiz bir çaresizlikmiş,… burası daha mizahi,… güler misin, ağlar mısın?… bazılarımız için böylesine işler bulunmaz nimet,… “ye kürküm ye”,… anlamını yitirmiş bir samimi tebessüm, herşeyden öte,… insana, insanlığa yakındı,… riya girince içindeki öze, kimyaya, zincirleme tepkimeye devşirdi bütün hayaller,… tüm kainatı yok edercesine,…
,….
Mustafa KAYHAN