Tekmele Beni Behçet

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Şaşkınım….

Çok şaşkınım…

Şoktayım….

 

Bir yanda tekmelettin hazretleri,

Osmanlı, hilafet ve şeriat hastası…

Cumhuriyet, laiklik ve Atatürk düşmanı…

Öbür yanda ömründe ilk defa birlik olabilen partilerin

Çatı adayı olarak bunu seçmeleri…

 

Bir yanda ekmele tekmelettirmek için sıraya giren medya şakşakçıları,

Diğer yanda “ekmele, gel beni tekmele” türküsü söyleyen

Parti yöneticileri,

Milletvekilleri,

Yazarlar,

Çizerler,

Aydınlar,

Baydınlar….

Bunlara bonus olarak “ekmele tekmelettirin. Tek çaremiz bu” diye feryat figan içinde çırpınan partililer…

 

Sanki ülke işgal edilmiş de, kurtarıcı olarak İngiliz generaline, Fransız amiraline kalmışız da, cemaatin yılanına sarılacağız.

Sanki 100 yıl önceki rezillikleri yeniden yaşıyoruz. (ben zaten çok merak ediyordum küçükten beri, bir toplum, nasıl en büyük düşmanından medet umacak kadar aptal olabilir diye…)

Bir de ortalıkta CHP ve MHP saflarının paylaştıkları karşılaştırmalı tablo var.

Vay efendim Tayyip kakaymış da tekmelettiren (herifin adını da bi yazamadım ya) sütten daha yeni çıkmış da, biz salakmışız anlamıyormuşuz… (cahiliz ya, okumuyoruz)

Ne farkları var birbirlerinden????

 

Tekmele beni behçet ile tayyip bu yollarda beraber yürümüşler…

Cemaat desen ikisinde de var. (birisi bu ara rant kavgası içinde sadece)

Hatta behçet tayyipin edesi, abisi, şeyhi, hocası…

Birisi irandan paraları cukkalarken, diğeri vakıf aracılığıyla alamancılardan tokatlamış.

İkisi de osmanlı hayranı, hilafet ve şeriat rüyaları içinde uyuyup uyanmaktalar.

Birisi artık padişahlık rüyalarını daha fazla görüyor farkları bu…

İkisi de cumhuriyetin nimetlerinden sonsuz derece yararlanıp Atatürk’e, orduya, Cumhuriyete saldırmayı prensip edinmiş.

Bıyıklar badem, kaşlar sürme…

Haliyle, bir türlü kimse söyleyemese de, tayyipin milyon yurolarına karşılık, tekmele beni behçetin de milyon dolarları var….

 

Aralarındaki en büyük fark, yaşları…

Biri daha genç, dinamik, bir sürü kıl(!)ı var.

Diğerinin bütün kıllar ağarmış…

72 yaşında…

Nefes almaya mecali olmayan adam devletin başına geçecek…

Yeni bir hasta adam vakasına hazır olun…

 

Bu tekmelettin bey, mısırlı aslen.

Aslında mısırdayken de aslen türk.

Aslında anne tarafından da rodoslu türk(!) aslen…

????

Baba niye gitmişse mısıra 1924 yılında, herkes batı ülkelerine giderken… Memleket yana yana bilim adamı ararken….

Kendisi de tam Araplara bilmedikleri(!) Türk kültürünü öğretirken, 1970 yılında antoloji falan da yayınlamışken, birden, neden Türkiye’ye gelip de Türklere Arap kültürünü anlatmaya başladığı da anlaşılır değil…

Geldikten 5 sene sonra da doğruca İngiltere’ye… Exeter’e.

Burada casus, ajan ve uşak yetiştirildiğini bi tekmelettin bilmiyor, bir de CHPliler ve bir de MHPliler ve bir de diğer 3-4 tane daha partililer ve bir de….. (bilen kim?)

Neyse….

 

Oradan dönünce zaten darbe olmuş. Memlekette kimlerin sözünün geçtiğini, bu tekmeci arkadaşın ABD güdümlü İslam İşbirliği Örgütü tavsiyesiyle, yine ABD tarafından yönlendirilen bazı kuruluşlar tarafından kurulmuş olan “İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi” başkanlığına atanmasından anlayabiliyoruz. (Dikkat…!!! Daha o zamanlar bu STK denen tezgahlar kuruluyor…)

84 yılında ise Türk Bilim Tarihi Kurumu Başkanı yapılıyor.

87 yılında yayınladığı kitabı saymazsak,

96 yılına kadar önemli bir çalışması yok.

1970 yılında, Mısır’dan geliyor ve tam 24 yıl ortalıkta bir icraatı yok. Yayını yok.

Bugünkü “Büyük Usta”nın Hocasının zamanında zirve yapıyor.

Ardından gelen çırak zamanında ise patlama yapıyor.

 

Üniversitelerden profesörlük ve doktora unvanları almaya başlıyor. Sanki bakkaldan ekmek alıyor ekmelettin. Her sene aynı anda 3-4 tane alıyor.

Tam çırağı iktidara hazırlarlarken, ekmeli de tekmelemeye hazırlıyorlar.

2000 yılında Devlet Üstün Hizmet Madalyası veriyorlar…???

 

Sonrasında artık ipler kopuyor. Gelsin madalyalar, gitsin nişanlar. Gelsin profesörlük ünvanları, gitsin doktoralar. Gelsin başkanlıklar, gitsin genel müdürlükler…

Adam ilim-bilim-bilgi manyağı…. makine desem az gelir, bilgisayar desem yetersiz kalır. Neredeyse peygamber….

 

Evet ama yetmeeeezzz…

Adına hat yarışmaları, altın madalya ödülleri… ???

 

Oktay Sinanoğlu kimdi?

Hani şu son 300 yılın en genç profesörü mü? Yoksa nanoteknolojinin, biyoteknolojinin kapısını açan adam mı? Acaba 4 defa Nobele aday gösterilip, onun tavsiye ettiklerine, onun öğrencilerine verip de kendisine Türk ve Müslüman olduğu için verilmeyen adam mı?

Hani şu üniversitelerimizden kovduğumuz, genç nesle anlatmadığımız, öğretmediğimiz adam mı?

 

Hangi dünyadan bahsediyoruz?

Kendi milletine küfredince Nobel ödülü verilen Orhan Pamuk’un dünyasından mı?

 

siz gidin oyunuzu verin…

ekmele verin oyunuzu,

tekmelesin gö(z)ünüzü…