Süreç Dengesi

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Son günlerin en sık tekrarlanan repliği oldu “ Süreç kesintiye mi uğruyor?”

Daha sürecin ne olduğunu anlamamışız. Bu sürecin çıktısı ne olacak haberimiz yok. Ama feveran ediyoruz: “Aman,  sürece bir zeval gelmesin!”

Merak etmeyin sürece hiçbir zarar gelmez. Ben size buradan o garantiyi veriyorum.  Niye mi?

Önce sürecin çıktısını belirlemek lazım.

Cumhuriyet tarihi boyunca, AKP hükümetleri yönetime geçinceye kadar ki sürede iktidara gelmiş olan siyasi fikirler, iki istisna hariç, laik ve demokratik devlet , ve millet olarak bölünmez bütünlüğü ile vatan toprağının kutsallığı üzerinde asla taviz vermediler. Bu duruşlarının sonucu olarak da ülke, batının sürekli baskısı altında kalarak “ne öldü ne de oldu” modunda, bir türlü gelişemeyen bir ülke olarak kaldı. Hep kucak açmış gibi göründüler ama görünmez bir elle de iterek Ortadoğu uçurumunun kenarında beklettiler.

Beklemenin yarattığı bu yılgınlığın üzerine, yasal ya da bilimsel hiçbir sınır tanımayan çılgın projeleriyle göz dolduran AKP inşa edildi. Beyni metafizikle dolu ama midesi boş olan halk, yükselen şaşalı binaları, duble duble yolları, değişen kurumları ve bunları bir parmak şıklatmasıyla halleden lideri görünce, bunda ekmek vardır diyerek etrafında toplandılar. Toplanıyorlar.

Ama sormuyorlar bu değirmenin suyu nereden geliyor.  Her yıl bütçe açığı, cari açık, işsizlik büyüyor. Reel enflasyon saklanıyor. (Bunu ,enflasyon sepetine bakan az aptal insanlar dahi fark eder.) Üretim verileri geriliyor.  Değirmen dönmeye devam ediyor…  Bu ne sihirdir? Bu ne keramet?

Bu ne sihir ne de keramet.  Meşhur süreç ile üretmeden şahlanan ekonomi, terazinin iki kefesinde…

Şu meşhur süreç kesilirse ya da amacına ererse değirmenin suyu da kesilir. O yüzden ne değirmenci süreci  sonlandırmak ya da sonuçlandırmak ister ne de değirmene su verenler .  Kim bu değirmene su verenler? Ülkeye oluk oluk para akıtanlar? …

Gelişmek için aklı ve cesareti olmayan, dolayısıyla da üretemeyen halkları kendine pazar olarak seçen sömürgen batı.  Batının hedefi ne?

Çatışan toplumlara silah satmak,

Çatışmadan üretime geçemeyen toplumlara mallarını pazarlamak,

Çatışmaktan çalışmaya fırsat bulamayan toplumların kaynaklarını çalıştırmak,

Çatışmaktan gelişmeyi düşünecek zaman ve fırsat bulamayan toplumların geleceğini,  kendine uzun vadeli faydalar sağlayacak şekilde dizayn etmek,

Çatışmadan insanlığını unutan toplumların yarattığı düşmanlık sinerjisiyle kazanç alanını genişletmek..

Tamam. Bunlar malum da, bu değirmene bu su niçin akıyor?

Batı, ülkedeki üniter, laik ve demokratik yapıdan taviz vermeyen fikriyatın yerine,  din devleti hayali olan ve demokrasiyi hedefine ulaşmak için kullanacağını açıkça söyleyecek kadar gözü kara bir lideri fark etti. Ya da inşa etti…

Halk desteğini alabilmesi için de gerekli ekonomik yardımlar fikri ve ayni olarak yapıldı. Ülke varlıklarını satarak elde ettiği ekonomi ile süreci sağlıklı yöneten Erdoğan, batının ümitlerinin devamını sağladı. Böylece batı muslukları açıverdi. Bıraksalar duracak olan ekonomiyi, AB fonları ile resmi olarak ve resmi olamayan kaynağı belirsiz milyarlarca dolarla bir nevi serumla beslemeye başladılar.  Ve devam ediyorlar. Destekleme çılgınlığını iyi incelemek gerek…

“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.”

Genel gidişat, yaratılan Erdoğan saltanatının ardından, ülkenin bir federasyona dönüşeceğini açıkça gösteriyor. Kesintiye uğramasından, itten korkar gibi, korktuğunuz sürecin sonundaki manzara budur. Sürecin sonunda ülkenin, siyasi, idari ve fiziki yapısı değişecektir.

Sürecin sürmesinden mi korkmalıyız yoksa kesilmesinden mi bilemem ama kesilmesinden korkanlar korkmasın.

Erdoğan süreci bitirirse AB fonları ve kaynağı belirsiz paralar aniden kesilir. Böylece lale devri ve Amerikan rüyası sona erer.

Süreç hemen olgunlaşır ve hedef netleşirse bu durum; halen uyku halinde olan ama vatan duyguları tam olarak ölmemiş halkın, Erdoğan ve partisine olan desteğini çekmesine sebep olur. Bu da Amerikan rüyasını suya düşürür.

Yaşananların özeti şudur: Bu taş bu delikten geçmiyor. Geçirmek için yontulması gerekiyor.  Sizin çatışma, tartışma, kavga, dalaşma, beyin fırtınası, istişare, darbe, paralel, dik çapraz, zart, zurt, cart, curt olarak izlediğiniz her şey, taşa vurulan birer darbedir.

Zamanla taş pürüzsüzleşecek ve cup diye deliğe girecek. Şimdiden zorlarlarsa etraf zarar görür ve uyananlar olur…

Halk, anlamayacak kadar meseleden uzak tutulmalı, kullanmaya hazır tutacak kadar kucaklanmalıdır. Halk görmeyecek kadar gözü boyanmalı, ölmeyecek kadar beslenmelidir. Bu önemli bir denge…

Merak buyurmayın süreç sürer…

Sömürgenlerin büyük hayalleri, kuklaların ütopik hayalleriyle paralel olduğu sürece bu süreç sürer…