Süleyman Şah Türbesi ve tescilli vatan toprağı teröristlere terk edildi!

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Bu olay Cumhuriyet tarihimizin Karlofça’sıdır.

Karlofça nedir?

Karlofça, bir uluslararası antlaşmadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’dan çekilişi ve mutlak yenilgiyi kabul edişidir.

Karlofça, İmparatorluğun ilk defa büyük ölçüde toprak kaybetmesidir.

Karlofça, Osmanlı İmparatorluğunun sonudur. Maalesef Türklerin Sakarya’ya kadar geri çekilmesinin başlangıcıdır.

1699 yılında II. Mustafa zamanında imzalanan bir antlaşmadır, Karlofça.

II. Mustafa kimdir?

II. Mustafa; “Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir. Bana ağırlık ve hazine lâzım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim…” diyerek tahta oturan ve Edirne sarayında aylarca süren av partileri yüzünden İstanbul’a gelmediğinden tahttan indirilen padişahtır.

İşte bu Mustafa zamanında imzalanan Karlofça ile başlayan geri çekiliş bir başka Mustafa’nın tarih sahnesine çıkışına kadar sürdü: Mustafa Kemal ATATÜRK.

Karlofça ile 1699’da başlayan geri çekilme, 25 Temmuz 1921 Sakarya’ya kadar sürmüştür. Sakarya’da biten geri çekilme Büyük Taarruzla taçlandırılmış, saygın ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bugün Karlofça’dan tam 316 yıl sonra, şatafatlı kaçak saraylarında oturanların ve evlad-ı osmanlı (ne demekse) olmakla övünenler sayesinde Süleyman Şah Türbesi’ni ve tescilli vatan toprağını başarıyla! teröristlere terk ettik. Tası tarağı toplayıp kaçtığımız gibi yüzyıllardır gözümüz gibi baktığımız ve bizim için manevi ve sembolik önemi bulunan türbeyi de yıktık, Süleyman Şah’ın naaşını da alıp döndük.

Yazıklar olsun…

Evet, ordular gerektiğinde geri de çekilir. Silahlı Kuvvetlerin talimnamelerinde (eğer değiştirmedilerse)çekilme; ‘taarruz için daha elverişli mekân ve zaman kazanabilmek için yapılabilir’ der. Bu amaç dışında yapılacak bir çekilme Silahlı Kuvvetlerin kitabında yazmaz veya bugüne kadar yazmazdı.

Karlofça’dan sonra halk nezdinde oluşan psikolojik ezikliği gidermek için bazı dini motifler daha yoğun olarak kullanılmaya başlanmış. Örnek olarak, bu dönem hakkında bilgi veren devrin kaynaklarına göre; Peygamberimize atfen, “Bu dünyanın gayri müslimlerin cenneti ve müslümanların cehennemi”olduğuna dair hadisler yayılmıştır.

Bir numara her devirde mi başarılı olur, hayret.

Merak ediyorum, şanlı! Diyanetimiz bu kaçışı hangi hadis veya dini motifle açıklayacak? İster misiniz,‘Hicret…’ diye başlayan cümleler kursunlar.

Bu olay, tescilli Vatan toprağının düşmana teslimidir. Vatana ihanettir ve suçtur. Çünkü; 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ile Fransa hükümetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nın 9. maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’nın 3. maddesi gereğince Caber Kalesi ve Süleyman Şah Türbesi müştemilâtı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edilmiş ve Türkiye’ye burada muhafız bulundurma ve bayrağını çekme hakkı tanınmıştır.

Aslında bence bu bir provadır bu olay. Neyin mi provası? Haziran seçimlerinde 12. CB.’nın istediği gibi, AKePe’ye 400 vekil verilirse, teröristlere terk edilecek diğer Vatan topraklarının provasıdır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, o zor günlerde TBMM kürsüsünden bir milletvekili kürsüye çıkar ve Namık Kemal’in şu iki dizesini okur:

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?”

Milletvekili kürsüden iner. Bu sözlere TBMM Başkanı Mustafa Kemal şu karşılığı verir:

“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!”

 

Aydınlığın en yakın olduğu an, karanlığın en yoğun olduğu an’dır.

 

İZMİR, 22 Şubat 2015.

Mehmet Atak Tüm Yazılar

Yorum Yaz