Suçlusun kardeşim…

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Suçlusun gazeteci Hasan Bey;

Teröristler Habur’dan törenle girdiğinde, seyyar mahkemeler kurulup, “pişman mısın?” diye soran hakime, “Hayır, ben önder Apo’nun talimatı üzerine geldim” diyenler serbest bırakıldığında, “yaşasın barış” diye alkış tuttuğun ve sesini çıkaran gazeteciler işlerinden olurken, “aman bana ne?” dediğin için…

 

Suçlusun çiftçi Mustafa Amca;

Bağrından çıkmış Türk Ordusu’nun kahraman subayları hapislerde çürürken, “bize sahip çıkın, bizler vatana hizmet dışında bir şey yapmadık” derken ve onurları uğruna hayatlarına kıyarken oralı olmadığın için…

 

Suçlusun ev hanımı Ayşe Teyze;

Mısır’da ölenler için meydanlarda gözyaşı döküp, Rabia işareti yapanlar şehidimize ‘kelle’, teröriste ‘sayın’ dediğinde, elin Suud kralı için yas ilan ederken, vatan evlatlarının kanlarıyla toprağı suladığı dakikalarda maçlarda ‘çak’ yapanlara, ‘ama bunlar Müslüman’ deyip, oy vermeğe devam ettiğin için…

 

Suçlusun öğretmen Haluk Bey;

Eğitim sistemi ‘kindar nesil’ yetiştirme şeklinde değiştirildiği, varlığının sebebi Atatürk bu ülkenin çocuklarına unutturulmaya çalışıldığında ve vatan evlatlarının şehit olduğu anlarda bile, “400 vekil verseydiniz, bunlar olmazdı” diyenleri baş tacı etmeğe devam ettiğin ve halâ gözünü açmadığın için…

 

Suçlusun esnaf Abdullah Efendi;

Senin için sokaklarda mermi yiyip, gaz içenleri, ‘anarşist’ diye lanetlerken, oğlu şehit olmuş komşunun cenazede söylediği laflardan dolayı tutuklanmasına seyirci kaldığın için…

 

Suçlusun siyasetçi Bülent Bey;

Çözüm süreci diye, askerin, polisin elini kolunu bağlayıp, koltuk ve oy uğruna tüm  hakimiyeti PKK’nın ele geçirmesine göz yumduğun, bilerek ve isteyerek vatana ihanet ettiğin için…

 

Suçlusun solcu kardeşim;

“Çekiliyorlar” deyip, İmralı’dakini ‘Barış Güvercini’, dağdakini ‘Gerilla’, meclisteki uzantılarını ‘Siyasetçi’, “Barış böyle olmaz”diyenleri faşist sandığın için…

 

Suçlusun sağcı kardeşim;

Ülkeni soymalarına, ormanları talan etmelerine, tüm değerlerimizi satmalarına göz yumduğun ve sokakta vurulanlara ‘bizden değil, onlar zaten Alevi’ diyerek arkanı döndüğün için…

 

Suçlusun Ülkücü kardeşim;

Bu vatan için mücadele etmenin, sadece şehitler sonrası gidip bir partinin binasına taş atıp, “Ya Allah, Bismillah” diye bağırmak sandığın için…

 

Suçlusun Kürt kardeşim;

Senin gözünün önünde pazarda alışveriş yaparken hamile karısının yanında, kiralık oturduğu senin evinin kapısında Vatan evlatları şehit edilirken, yollara bombalar yerleştirilirken, evinde sinip, ‘kazanan tarafı alkışlarım’ diye düşündüğün ve eğer vatanınsa bu vatana ihanet edenlere karşı sessiz kaldığın için…

 

Suçlusun Türk kardeşim;

Tabelalardan ‘Türkiye Cumhuriyeti’ silinip, ‘Andımız’ yasaklanırken, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ demek suç sayılırken ruhun duymadığı ve kendisini eleştiren şehit ablasına ‘ağabeyin de o mesleği seçmeseydi’ deme cüretini gösterenleri alkışlamaya devam ettiğin için…

 

Suçluyum ben kendim;

Bunların ne halt olduğunu yeterince haykıramadığım, her gün yazamadığım, kendi akrabalarımdan bile bazılarını ikna edemediğim için…

 

Timsah gözyaşları dökmesin hiç kimse,

Suçluyum, suçlusun, suçluyuz…

 

İZMİR, 08 Eylül 2015.

 

Akrep gibisin kardeşim,

korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

Serçe gibisin kardeşim,

serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim,

midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.

Bir değil,

beş değil,

yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,

gocuklu celep kaldırınca sopasını

sürüye katılıverirsin hemen

ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,

hani şu derya içre olup

deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm

senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

kabahat senin,

— demeğe de dilim varmıyor ama —

kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

NAZIM HİKMET RAN

Mehmet Atak Tüm Yazılar

Yorum Yaz