Sosyal Medyayı sallayan Gezi yazısı… Geziyi heba etmeyelim

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Meydanlardaki bilinçli ve farkındalığı yüksek dostlara selam olsun.

Direnişimizin boşa gitmesini istemiyorsak birliğimizi ve gücümüzü sandığa taşımak zorundayız. Bunu yapmazsak ya gene AKP’nin kucağına düşeriz ki bu artık çok düşük bir ihtimal, ya da 2001 öncesi koalisyon hükumetleri dönemini geri getiririz. Bunun için acele etmeliyiz çünkü biz parti teşkilatımızı oluşturmadan erken seçime gidilir ise birleşip tek partiye oy verme fırsatımız olmayabilir. Bu durumdan nemalanmak isteyenler durumu kaosa dönüştürebilir.

Peki, çözüm nedir?

Çözüm bu güne kadar ki tüm parti fanatizmlerimizi ve ayrımlarımızı unutup meydanlardaki herkesin içine sinecek bir parti kurmak ve tek partiye oy vermektir.

Bunu yapmak için bir önder beklemek hatadır. “padişahım çok yaşa” demeye alışmış insanlar cumhuriyet döneminde de tek bir kişiyi lider bilip peşinden gitmiş, parti kurmuş, başbakan seçmiş ve o kişi öldüğünde veya cumhurbaşkanı olduğunda kitle dağılmış, kurulan partiler parçalanmıştır. Özal olmayınca ANAP, Demirel olmayınca DYP’ye ne olduğunu gördük.

Meydanlara çıkmak ve direnmek için bizi koyun gibi peşine takacak birini beklemediğimiz gibi parti kurmak için de kimseyi beklememeliyiz. Çok iyi bir çoban da olsa biz çoban istemiyoruz.  Parti meydanlarda kurulmalı, halkın partisi olmalı, direnen herkesin idealini dile getirmelidir.

Bu oluşum olurken uzun süredir siyaset yapan, hep güçlü partiye geçiş yapan, siyasetten rant sağlamaya alışanların aramıza karışmasını önlemek için uyanık olmalıyız. Direnişten çok önce mücadeleye başlayan, muhalefet eden uyaran insanlara bu oluşumda yer vermeliyiz. Direniş popülerleştikten sonra nemalanmak için konuşmaya başlayan ama muhalefet etmesi gerektiği zamanlarda hiç sesini duymadığımız hali hazırdaki milletvekillerine belediye başkanlarına vb. siyasetçilere katılma hakkı vermemeliyiz.

Direnişi sabote etmek için uğraşmaya başladılar. Bazı illerde polis kibarlaştı, Bülent Arınç direnişi ilk başlattığını iddia ettiği kişilerle görüşüp karara varmaya çalıştı, birileri çıkıp direnişimize ülliminate oyunu dedi. Ben halksam, sen halksan bu gerçektir, kimsenin oyunu kimsenin yalanı değildir. Direnişimizi kırmalarına izin vermeden, insanlar yorulup çekilmeden bu enerji bitmeden işe koyulmak lazım.

Mevcut sözde muhalefet partileri üstlerine düşeni yapsaydı biz bugün sokaklarda olmazdık. Onlardan medet ummayın. Milliyetçilik ruhuna aykırı davranan, şehit cenazesinde slogan atılmaz denilince kuzu kuzu evine çekilen, eyaletlere ayırma ve bir kısmını sözde kürdistana ikram etme sürecini balkondan izleyen MHP tabii ki direnişi de balkondan izleyecektir. Destek vermemesine şaşırmadık.

CHP’ye gelince Atatürk’ümüzün partisi gibi davranamamış, muhalefet etmediği gibi bir de bilinçsiz ve patavatsız (belki de kasten böyle davranan) birini başa geçirmiş ve partiyi tüm dünyaya rezil etmiştir. Hadi Kılıçdaroğlu’ndan kurtulduk diyelim onu oraya getiren ve işe yaramadığını gördüğü halde orada tutan teşkilattan nasıl kurtulacağız? Onları CHP’den nasıl temizleyeceğiz?

BDP, senelerdir terörü körüklemiş, halkı kinlendirmiş, terörist başının yanında yer almış ve sözcüsü olmuştur. Halk bu konuda kızgındır ve BDP’yi çoğu insan mecliste görmek istemeyecektir.

Yeni, tek, demokratik, sağlam teşkilatlanmış, lideri değişse de ruhu ve birliği bozulmayan bir parti kurmamız şarttır.

Bunun için direnen halk ve çapulcular arasındaki gizli aydınları ve bildiğimiz ama bu güne kadar apolitik davranan faydalı olabilecek yazar, bilim insanı, sanatçıları, zekasına ve kültürüne hayran kaldığımız yaratıcı gençliği aylardır bizim sesimiz olan muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan’ı, uzun süredir muhalefetin de iktidardan farksız olduğunu anlatan komutan osman pamukoğlu’nu, bize tüm direniş boyunca destek veren baro başkanlarını(Ümit Kocasakal, Metin Feyzioğlu), bilim insanı Oktay Sinanoğlu’nu, Sağlık Bakanlığı’nın yanlış politikasını aylardır anlatan Prof. Dr. Cem Terzi’yi, halkların kardeşliği için çalışacağına ve halkın terör konusundaki hassasiyetini anlatacağına inandığımız Sırrı Süreyya Önder’i, günlerdir sürekli paylaşımda bulunan Okan Bayülgen’i, halkın uyanmasına yazıları ile yol gösteren cesur yazarımız Yılmaz Özdil’i, çarşı grubunun temsilcilerini, biber gazını yedikten sonra gözünü açamazken bayrağımızı havada tutmaya çalışan cesur delikanlıyı, polise börek ikram eden kibar devrimci kızı, panzerlerin önünden çekilmeyen adını bilmediğim o iki yürekli kadını ve şu anda aklıma gelmeyen ama eminim ki sizin bildiğiniz bunu yapabilecek herkesi görev başına çağırıyorum ve parti teşkilatında görmek istediğiniz kişilerin ismini resmin altına yorum olarak yazmanızı ve resmi paylaşmanızı rica ediyorum ki bu düşünce gelişsin ve yayılsın.

Kısacası bunları yazarken, paylaşırken ve düşünürken halkın her kesimi her bireyi birbirine karşı duyarlı, saygılı ve içten olmalıdır tıpkı meydanlarda ki gibi.

Bir Türk genci

( Okuyucuya not: Bu yazı Gezi direnişinin 2.günü kaleme alınmıştır. Yazı yazıldığı günün  doğallığı ile yayınlanmıştır.)

Dr. Tulay Karaavci Tüm Yazılar

Yorum Yaz