Ses bizi susturamayacak…

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Atamızın verdiği hakları tam yaşamadan ve bizi kendi içinde koruyan,

geleneksel toplum olmaktan da farklı bir biçimde uzaklaştığımızı görmek aslında zor değildi.

Özellikle televizyon ve devlet yönetimindeki boşluklar,

asırlarca önce bırakılması gereken ” feodalizmin ” bugün tekrar yaşatılması için elinden geleni yaptı.

Dünya da birçok ülkenin neredeyse çarpışa çarpışa aldığı
KADINın seçme-seçilme ve çalışma haklarını 1934’te elde etmemiz sanırım bizi,

ilk yıllarda motivasyona daha sonra rehavete itti.

Biz yıllar içinde bu durumun iyileşeceği ve gelişeceği iyimserliği
ile gelişmeyi okumak ve sadece gerekirse çalışmak,
çalışma alanındaki yetersizlikleri  ise zaten tüm çalışanların sorunları olarak gördüğümüz için

hep görmezden geldik.

Ve artık vurgulamamız gerektiği gibi eğer bir toplumda
SESSİZ KÖLELİK isteniyorsa,kadını geri plana çekmek gerekiyordu.

Son 20-25 yıldır önceleri küçük adımlarla sonra ise bariz bir yükselişle

önce kadını dolayısıyla yetiştirdiği çocuğu ve nihayetinde tüm toplumu

SESSİZ KÖLELİĞE getirme planlarını artık saklamıyorlar.

Her gün yeni fetva niteliğinde söylemlerle beyinleri boşaltılmış adreslere

emir zinciri oluşturuyorlar.

Çalışma hayatındaki kadına iyilik gibi ..!..düzenleme,

kadın çalıştırılmazı getiriyor.

Sosyal güvence evlilik, çalışma hayatı çocuk yetiştirme

günlük hayatı dini kurallarla sınırlandırma SESSİZ KÖLELİĞE dönüşür mü..?

Dönüşmeyecek..

suskunluğumuzu yüksek sesle bastırmaya çalışmak
onlar için yeterli olabilir ama bizlerin sadece sabrını sınamış olur.

SESSİZLİK hem göstere göstere hem kendi içinde sessizce yürümeye başladı.

Bu yürüme sadece kadının bugünkü durumu için yürümeyecek,

aynı zamanda sessizliği tercih eden kadınların kücücük kızları içinde yürüyecek.

Yüksek ses bizi susturamayacak.

8 Mart KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.

Birsen Kirişci