SANSÜRE HAYIR…

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Basında baskı ve SANSÜR zirveye çıkmıştır. Gazeteciliğin etik kuralları yerlerdedir.  Bugün burada bu baskıları ve sansürü, oto sansürü protesto etmek amacıyla bir araya geldik.

24 Temmuz;  Basında Sansürün İlk Kez Kaldırılışının 105. Yıl dönümü… İlk kez diyoruz çünkü o günden bu yana basınımızda sansürsüz bir dönem neredeyse yaşanmadı.

Basında Sansür, AKP iktidarının uyguladığı baskı politikaları ve  ‘Yandaş Basın’ yaratmasıyla tavan yaptı. Başta kamu yayıncılığı yapması gereken TRT ve Anadolu Ajansı olmak üzere, neredeyse tüm merkez medyanın görmezden geldiği Taksim Gezi Parkı olaylarında ise tahammül sınırlarını aştı.

Bugün baktığımızda, halkın haber alma hakkını gözetme görevini hiçbir ticari ve ideolojik çıkara bağlamaması gereken kamu yayın kuruluşları tamamen iktidarın uşağı olup, üç maymunu oynamakta, iktidar odaklı yayın politikaları ile gerçeği görmemekte, duymamakta ve söylememektedir.

Halkın cebinden alınan vergilerle hizmet veren bu yayın organları, tarafsız ve özerk yayın yapmak bir yana kamuoyunu yalan yanlış haberlerle yönlendirmekte birbirleriyle yarışmaktadır.

Anadolu Ajansı da, TRT de, yandaş medya da ŞUNU UNUTMASIN Kİ; GERÇEKLERİN ÜZERİNİ İLELEBET ÖRTEMEZLER…

Burada görüntülü medyanın yegâne düzenleyici kuruluşu RTÜK’e de yer vermeden geçemeyiz. Merkez medyanın televizyon kanallarındaki yandaş yayıncılığına, tümüyle iktidarın güdümündeki basın kuruluşlarının YALAN, HEDEF GÖSTEREN, TETİKÇİ HABERLERİNE hiçbir şekilde müdahale etmeyen RTÜK, öte yanda İLKELİ YAYINCILIK YAPAN, GERÇEKLERİ YAYINLAYAN basın kuruluşlarına ceza yağdırmaktan çekinmemektedir.

Basın emekçileri, işten çıkarılma, emekliliğe zorlanma, mobbing, taşeronlaşma,  adaletsiz ücretlerle çalıştırılma gibi ağır baskılar altında görev yapmaya çalışıyorlar.  

Bunun en önemli örneğini AA’da yaşadık. 200’den fazla gazeteci zorla emekli edildi,  istifa etmek zorunda bırakıldılar. Bir o kadarı da, işyerinde örgütlü ve toplu sözleşme yapma yetkisine sahip Türkiye Gazeteciler Sendikası’nı yok etme operasyonuyla sendikadan, baskıyla istifa ettirildi. Etmeyenler üzerinde de ağır mobbing uygulandı. İşveren destekli Sarı Sendika kuruldu.

Ulu Önder Atatürk AA’nı kurarken iktidarların baskısından uzak, tamamen bağımsız habercilik yapsın diye özerk bir yapıyla Anonim Şirket olarak kurmuştur. Ancak AA Gn. Md’ü Kemal Öztürk AŞ’nin hisselerini üstüne geçirmiştir. Bir tarihi miras, hangi hukuksuzlukla nasıl yağmalandı? Bu sorunun cevabını da Türk Halkına vermelidir.

Bugüne kadar gazetecilerin, açılan davalar ve cezaevine konulma baskısı altında görev yapmaya çalışmasını görmezden gelenler, halkın basın ve ifade özgürlüğü konusunda bir talebi olmadığını ileri süren siyasetçiler, ARTIK GERÇEĞİ GÖRMEK ZORUNDADIRLAR… Halen 61 gazeteci arkadaşımız cezaevlerinde tutuklu. Aralarında, tutukluluk süreleri, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan örneklerinde olduğu gibi 4, 5 yıla çıkanlar var.

Gerçek şu ki; kendi çıkarlarınız uğruna körelttiğiniz ve kararttığınız, BU ÜLKENİN YARINLARIDIR… Demokrasinin olmazsa olmaz teminatı basın ve ifade özgürlüğünü yok etmek, gazetecileri tutuklamak, bu ülkenin çağdaş ve aydınlık yarınlarına KELEPÇE vurmaktır!  

Türkiye’de çok partili rejime geçildiğinden beri basın bugünkü kadar ağır baskı altında olmadı. Türkiye bugün ”Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” konumuna geldi! Bugün ülkemizde özgür basın tutuklu, tutuksuz olanın ise özgürlüğü söz konusu bile değil…

AKP iktidarının basını nasıl baskı altına aldığı, sindirdiği, yapısını nasıl değiştirdiği ve yandaş-muhalefet diye ayırdığı yadsınamaz. Yandaş basının her türlü desteklendiği, doğruyu söyleyenin 9 köyden kovulduğu bir baskının, ilkeli gazetecilerin üzerine bir sis bulutu gibi çöktüğü ülkemizin acı gerçeğidir. Buna rağmen ONLARIN KALEMLERİ NE KIRILABİLDİ NE DE SATIN ALINABİLDİ… 

Gazetecileri hapse attıran, özel yetkili mahkemelerle tutuklu kalmalarını sağlayan, tazminat ve ceza davalarını tehdit ve baskı aracı olarak kullanan, gazetelerin manşetlerine, künyelerine, köşelerine dahi müdahale eden, medya patronlarına yaptığı baskı veya destekle onları maşası konumuna getiren iktidar, DOĞRULARIN ÜZERİNİ ÖRTMEKTEDİR…

Şu da çok net bilinmelidir ki; basının içinde bulunduğu olumsuzluklar giderilmeden DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER GÜVENCE ALTINA ALINAMAZ.

Bu nedenlerle, tüm bunların sorumlusu olduğu için, Basını bu hale getirdiği için, AKP İKTİDARINI KINIYOR VE BASINDAN SORUMLU DEVLET BAKANI BÜLENT ARINÇ’I İSTİFAYA DAVET EDİYORUZ.

Yandaş Basına, ONURLU OL – KALEMİNİ SATMA,

Medyaya, AYYAŞ OL – YANDAŞ OLMA çağrısı yapıyor;

Basın emekçilerimizin, SÖZDE değil ÖZDE bir özgürlükle, İLERİ değil GERÇEK demokrasi ile halkımızın haber alma özgürlüğünü sağlayabilecekleri bir ortamda çalışmalarını diliyoruz…

Tüm bu olumsuzluklarının gölgesinde, her türlü koşulda çalışarak son derece önemli bir misyonu üstlenen GAZETECİLERİMİZİN,  HALKIMIZIN AYDINLIĞI OLAN KALEM VE KAMERALARININ IŞIĞININ HİÇ SÖNMEMESİNİ DİLİYORUZ…