Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’ya Yönelik Tehditleri

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Gürcistan, Rusya Federasyonu’nun BDT ülkeleri içerisinde politik açıdan en fazla çatıştığı ülkelerden biri olmakla birlikte, bu çatışmanın kaynağı ise Rusya Federasyonu’nun Gürcistan içerisindeki ayrılıkçı hareketlere verdiği destektir. Özellikle Güney Osetya ve Abhazya uzun süredir devam eden ve Rusya’nın Gürcistan’ı kendisi karşısında zor durumda bırakmak amacıyla kullandığı birer araç olabilmektedirler. Gürcistan’ın özellikle doğalgaz ve elektrik enerjisinde Rusya Federasyonu’na bağımlılığı büyük olduğundan, Rusya Federasyonu bu bağımlılığı siyasi baskı aracı olarak kullanmaktadır.

Nitekim 2008 yılında Rusya Federasyonu ile birleşmek isteyen Güney Osetya’ya karşı harekete geçen Gürcistan ordusunu Abhazya ve Güney Osetaya Özerk Cumhuriyetlerindeki Rus askerleri ve Rusya yanlısı milislerle yenerek Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e kadar gelen Rusya Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü tehdit etmiştir. Rus ordusu Güney Osetya’ya çekilerek burada konuşlanmıştır. Abhazya ve Güney Osetya, Gürcistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu iki özerk cumhuriyette de Rus ordusu Rus Barış Gücü altında bulunmaya devam etmektedir. Gürcistan’ın siyasi haritasında gözüken ancak devlet otoritesinin bulunmadığı bu topraklar nedeniyle Gürcistan’ın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliği Rusya’nın askeri, ekonomik ve siyasi tehdidi altındadır. Bu gelişmeler kapsamında, 2008 yılında Gürcistan, BDT’den ayrılmıştır.

Ukrayna’nın özerk cumhuriyeti olan Kırım, 2014’de Kırım’ın halk oylamasıyla ve Rusya Federasyonu Meclisinin onayıyla Rusya’ya ilhak olmuştur. Rusya’nın, Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı Rus yanlılarının faaliyetlerini desteklemesi de yakın çevre doktrini kapsamında olan stratejik hamleleridir. Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı Gürcistan’daki gibi doğrudan tehdit altındadır. Rus Avrasyacılığının sıkı savunucusu Aleksander Dugin’e göre; Ukrayna sorunu Doğu Avrupa’nın neden olabileceği diğer tüm problemlerden daha önemli bir durum arz etmektedir.

Bu bağlamda; Karadeniz Havzası ve Hazar Havzası arasında kalan bölgeyi Avrupa-Avrasya’sından, Asya-Avrasya’sına geçiş güzergâhı olarak, Ukrayna’nın Rus tarihinin ana merkezlerinden biri olması, Rus etnisitesiyle olan yakın bağları ve Karadeniz’deki hinterlandıyla, bu ülkenin ne pahasına olursa olsun Rus-Avrasyacılığı perspektifinde kalması jeopolitik önem kazanmaktadır. Putin; Ukrayna’yı Batı ile NATO ve AB vasıtasıyla bütünleşmesini engellemek ve frenlemek için Kırım’dan sonra Doğu Ukrayna’nın da bağımsız devlet olma durumuna değinmiştir. Putin’in istediği husus, Rusların Novo Rusya (Yeni Rusya) adını verdikleri Doğu Ukrayna’nın Kiev yönetiminden koparak bağımsızlığına kavuşmasıdır. Bunun gerçekleşmesi durumunda bir sonraki adım Kırım’da olduğu gibi Doğu Ukrayna’da yapılacak bir referandumla Doğu Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’na katılması olacaktır. Böylece Rusya, özellikle Karadeniz’de kendine önemli bir hareket ve manevra alanı, ileri karakol ve donanması için kendi kontrol ve hakimiyetindeki limanlar, havaalanları sağlamış olacaktır.

Moldova’daki Transdinyester ve Gagavuzya ise Moldova’nın çıkmazıdır. Bu iki özerk cumhuriyet de Rusya yanlısı tutum sergilemektedir. Şu an için Moldova’da ayrılıkçı hareketler ve iç karışıklıklar söz konusu olmamakla birlikte durgun/potansiyel durumdadır.

Karadeniz Havzası-Kafkaslar-Hazar Havzası’na hakimiyetteki yaklaşma istikametleri olarak Moldova-Ukrayna-Gürcistan üçlüsünün de yer aldığı bu stratejik bölgelerde Rusya ile Batılı devletler arasında yoğun bir etkinlik ve üstünlük kurma mücadelesi yaşanmaktadır. Baltık devletleri ve Doğu Avrupa (Varşova Paktı eski üye devletleri) ekonomik anlamda AB’ye, askeri anlamda NATO’ya üyeliklerini tamamlamışlar, deyim yerindeyse “tampon bölge” olmaktan çıkarak “sınır”lara dayanmışlardır. Başka bir deyişle Batı, Moldova-Ukrayna-Gürcistan üzerinden Rusya’nın yaşam alanına ve arka bahçesine girmek üzeredir.