O’nun hikayesi

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

O’nun hikayesi Selanik’te başlamıştı, yıllardan 1881’di,…
Sarı saçlı, mavi gözlü bir güzel çocuk…
Babasız kalmanın ne demek olduğunu çok küçük yaşta öğreniyordu, hem de tüm acı yönleriyle.
Bir gün tarlada karga kovaladı, bir gün okulda ismine isim eklendi; olgunluğun belirtisi “Kemal” ile,…
Mustafa Kemal’di artık, yiğit, cesur…
Asker olmak, en büyük idealiydi,…
İçine doğmuştu sanki, bir büyük komutan olup, üç kıtada milli egemenlik için düşmanla çarpışacak,…
Giydiği üniformanın hakkını sonuna kadar verirdi,…
Düşman ordusunun komutanından öte, “şarapnel parçası” bile saygı duymuştu ona, vücuduna değil de gidip saatine saplanmıştı,…
Şimdiki “kuru sıkı” sözde liderlerden öte, tam bir liderdi, “lider”,…
Şahsi çıkarlarından ziyade, milletin menfaatini düşünen,…
Okuyup yazdığı kitaplar, sanata, bilime, edebiyata vediği değeri gösterirdi,…
“Miilletvekili maaşları, öğretmen maaşlarını geçmesin” sözü ne kadar incelik taşırdı eğitime dair,… şimdikileri düşününce,… başından aşağı kaynar sular iniyor, sorgulayabilen insan için,…
Geleceği tahmin gücü, “istikbal göklerdedir” söylemiyle örtüşüyordu,… ama ona inat “uçak motoru” fabrikasını kapatıyorduk,… gelecek; onu dönüştürdüğümüz “tencere fabrikasındaydı,… ahmakça bir karardı, onu ancak bugünlerde anlayabiliyorduk,…
“Geldikleri gibi giderler” sözü vatanına bağiılığını ve sevgisini gösterirken,… bu cümlesi de aynen gerçekleşiyordu,… yıkmak için gelenler, büyük bir saygı! ile gidiyorlardı,…
“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle, Dünya’nın savaşa değil, barışa muhtaç olduğunu savundu,…
Komşu devletin bayrağını çiğnememesi, “bayrağın kutsallığını” açıklıyordu, şimdinin hain, nankör tiplerine,…
Şimdilerde “kahkahası” bile tartışılan kadınlarımıza “seçme ve seçilme hakkı” verirken, çağdaşlığın örneğini veriyordu,…
Meclisin açıldığı günü, tüm Dünya çocuklarına armağan ederken, insanlığa katkısı, çocuk sevgisini insana aşılaması çok güzeldi,…
Ve hasta yatağında “beni Türk hekimlerine emanet ediniz” vurgusu, kendi insanına güven duygusuydu,…
Bilime, sanata, ekonomiye, tarıma ait sözleri ve eylemleriyle ” ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlık olmaz” der gibiydi,… şimdilerde bile pek anlaşılmasa da,…
Ve O her kul gibi günah da işledi, zaman zaman,… ama öyle şeyler yaptı ki; şimdilerde üzeri çizilmeye çalışılan,… “hasta adamın” dirilmesine en büyük etken,… bu da en kutsal sevaptı, yedi düvele karşı, kendi ve milleti adına,…
” taşın altına el koymak” en çok ona yakışmıştı,…
Ve bize O’ ndan kalan eşsiz fikirleri, düşünceleri,… Türkiye Cumhuriyeti,…
Herşeye rağmen, sahip çıkmaya mecbur olduğumuz,…!!!
…..
Mustafa KAYHAN,…