O ağaç

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

O AĞAÇ…

Bir ağaç gördüm bugün. Ankara’nın ayazında -10 derecede, tek bir yaprağı bile kalmamış çırılçıplak. Ama dalları öyle güçlü, öyle heybetli, öyle azametli ki gözlerimi alamıyorum.
Sanki dili var konuşuyor, sanki melodisi var dinletiyor.
Maviye, göğe öyle bir uzanmış ki sanki açmış kollarını hasretle evladını kucaklıyor.
Başkaldırıyor. Çıplaklığından hiç utanmıyor.
“Bakmayın yapraklarımın olmayışına” diyor.
“Yalınlığım yalnızlığımdan değil, sevdadan” diyor.
Arkadaşları hunharca katledilmiş, etrafı sımsıkıyken, rüzgârdan korunuyorken şimdi keskin soğuğa tek başına direniyor. Dim dik
Ölüme değil doğuma uzanıyor.
Ulaşmak için O’na, kavuşmak için O’na.
Yeniden su yürüdüğünde dallarına daha çok yaklaşacak O’na.
Açacak dallarında yapraklar
Coşacak baharlar, meyve olacak.
Ankara’nın ayazında -10 derecede, azimle göğe yükselen inatçı ağacı çok sevdim.
Soğuğa, ayaza rağmen bize gülümsediği için, baharda yeşerip çiçekler açacağı, meyveler vereceği için teşekkür ettim ona. Kucakladım öptüm, üşümüştü…

Fadime Ayvalıtaş’ın anısına…

BELKİ MEHMET ÜŞÜYORDU… SARILIP O’NA, ISITMAYA GİTTİ…