Niçin’ciyi aramak.

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Demokratik toplumlarda kamu ve halk yararını ve menfaatleri ile haklarını gözeten kurumlar vardır.
Bu kurumlar kanunlarla tanımı yapılan görevleri toplum ve kamu adına yerine getirmekle yükümlüdürler.
Bu tür kurumların idaresine talip olmak sorumluluk ister.
Yeminle bu görevlere başlanır ve sürdürülür.
Türk toplumunda yemin veya daha öz Türk’çe tabiriyle “ant” önemli bir sorumluluk da yükler bu kişilere.
Aslında hemen hepimizin bildiği bu kurumların dışında, şimdilerde moda olan tabiriyle “sivil toplum kuruluşları” ve “ kanaat önderleri” bu işleri gözetirler. Öyle oldukları varsayılır.
Yazılarımın doğası gereği sanat ve kültür ağırlıklı olacağını daha önce belirttiğim gibi, burada politika çağrışımı yapan yazılar yazmamaya dikkat edeceğim. Bir anı kırıntısı da sayılacak şekilde bu yazıda kültürümüzün bir dönemine ışık tutacağım.
Müşir Ahmet Eyüp Paşa’yı duydunuz mu hiç?
Kendisi Abdülaziz Han ve İkinci Abdülhamit Han’ın; Yemen, Kosova,Yanya, Manastır vali ve kumandanlarındandı.
Dürüst tanınırdı.
Emekli olmuştu ve anılarını yazmaktaydı.
1308 senesiydi ve İkinci Meşrutiyet on altı yıl daha bekleyecekti.
Sohbet esnasında bir dostuna şunları söyledi:
“Elli iki yıl devlet hizmetinde birçok olayla karşılaştım, devlete ait kararlarda söz sahibi oldum, didindim.
Özetle ne öğrendim bilir misiniz?
Devletin devamı ve bekaası için neye ihtiyaç vardır?
Başta kim olursa olsun, ona, yaptıklarından günün birinde, hiç olmazsa manen mesul olduğunu anlatacak bir NİÇİN’ciye. Öyle bir hak ve Adalet kuvveti ki, hiçbir fani hissin zebunu olmadan (hiçbir insani hissin korkusu olmaksızın anlamındadır) idare edene , “Niçin böyle yapıyorsun?” diye sorabilsin.”
İşte bu NİÇİN’cilere de ihtiyaç vardır.
Bu sorulara muhatap olunca sükunetini muhafaza eden, olgun devlet yöneticilerine de. Her denge düzeni doğurur.
Bu yazının ana fikri, Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi /Mart 1959 dan esinlenilerek aktarılmıştır.