Nedir bu, ‘fıtrat’ dedikleri şey?

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Onikinci C.B. tarafından sık kullanılarak günlük yaşamımıza sokulan bir kelime, fıtrat.

Başta TDK sözlüğü olmak üzere çeşitli kaynaklar fıtratı özetle; “bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu” olarak açıklıyorlar.

Kullananların bu kelimeyi kullanırken ulvi ve dini bir anlam yüklemeye çalıştıklarından, ben de Diyanet İşleri Başkanlığı resmi sitesine bir göz attım. 25 Ocak 2012 tarihinde Yrd. Doç. Dr. İsa Kayaalp (Trakya Üniversitesi) tarafından kaleme alınmış, “İletişimin Onuru: Fıtrat  Ahlâkı” başlıklı bir makale dikkatimi çekti. Hoca makalesinde özetle şunları yazmış:

İnsan, fıtratı gereği ahlâklı olduğu için, iletişimin de mayasını ahlâk oluşturmaktadır. Aslında maya sağlam olunca bütün ürünler sağlıklı olur. Ancak maya bozuksa ürünler kokuşmaya ve çevreye zarar vermeye başlar… Evrenin kullanıcısı olan insan, “kemal”e ahlâk ile ulaşabilir. Başka bir ifade ile insanı güzelleştiren ve eşref-i mahlûk yapan onun ahlâkıdır…

… Ahlâklı insanın da birtakım özelliklere sahip olması gerekir. Bunların başında hakka ve hukuka riayet gelmektedir. Ahlâklı insan yapıp etmelerinde, günlük hayatın omurgasını oluşturan değerlerle iç içedir: Emanete riayet eder, yalan söylemez, doğru sözlü olur, çevresiyle ilişkilerinde dürüst davranır, dedikodu yapmaz, söz taşımaz.

Ahlaklı insan kendine ve çevresine yararlı işlerle meşgul olur. Kimsenin aleyhinde konuşmaz, kimseyi rahatsız etmez…”

(http://www.diyanet.gov.tr/tr/icerik/iletisimin-onuru-fitrat-ahlaki-dr-isa-kayaalp/7336)

Makalenin tamamını (eğer bu yazıdan sonra kaldırmazlarsa) yukarıda verdiğim linkten okuyabilirsiniz.

Demek ki ahlâklı olmak, yaradılışa yani fıtrata uygun davranmaktır. Ama kişiler sonradan doğru yoldan çıkıp, hakka ve hukuka uygun davranmaz, yalan söyler, emanete hıyanet ederse bu onun ahlâkının bozulduğunu gösterir yoksa yaradılış fıtratı öyle değildir.

 

Askerliğin fıtratı ölmek,

Pilotluğun fıtratı, kaza anında kendini fırlatamadan uçmak,

Gariban olmanın fıtratı, bilmem kaçıncı kattan yere çakılmak, uykudayken diri diri yanmak,

Madenciysen toprağa gömülmek ve yer altında suda boğulmak,

Emekliysen geçim sıkıntısı çekmek,

Muhalifsen işten atılmak,

Vatanseversen hapislerde çürümek veya katledilmek,

Alevî annesiysen yuhalanmak,

Kadınsan aşağılanıp bıçaklanmak,

Politikacıysan yalan söylemek, kendi çıkarın için her şeyi yapmak,

Güç sendeyken çalmak, hortumlamak, sıfırlamak,

Halkın acı çekerken lüks içinde yüzmek,

FITRAT’TAN DEĞİLMİŞ.

 

Açıkçası rahatladım. Kendi eksikliklerini veya ahlâksızlıklarını ‘fıtrat’ diyerek yaradılışa kadar götürmenin Yaradan’a (C.C.) haksızlık olduğunu düşünüyorum. Benim fıtratım bunları kabul etmiyor.

 

“Unutulmamalıdır ki, milletin hâkimiyetini bir şahısta veyahut mahdut eşhasın elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır.” (Mustafa Kemal Atatürk, Ocak 1923)

 

 

İZMİR, 07 Mart 2015.

Mehmet Atak Tüm Yazılar

Yorum Yaz