Kırım’ın Tercihi (5)

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

( Okuyucuya not: Bir bütünden oluşan bu yazı sıkılmamanız için bölümler halinde  verilmiştir. Rusya- Ukrayna- Kırım arasında yaşananları ve bölge jeopolitiğini tam olarak kavramanız için sıralanmış yazının tümünü okumanız tavsiye edilir.) 

Ukrayna’daki gelişmeler parelelinde Rusya yanlısı Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlementosu halk oylaması yapılması yönünde aşağıdaki bildiri yayımlamıştır.

 

Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol Şehri Bağımsızlık Bildirisi:Biz, Kırım Parlamentosu ve Sivastopol Şehir Şurası milletvekilleri, halkların kendi kaderini tayin etme hakkını öngören Birleşmiş Milletler sözleşmesi, diğer bir dizi uluslararası anlaşma ve 22 Temmuz 2010 tarihli BM Uluslarası Mahkemesinin, Kosova’ya ilişkin olarak bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesinin uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmediğine dair kararına dayanarak birlike aşağıdaki kararı alıyoruz:
1. 16 Mart 2014 tarihindeki doğrudan halk oylamasının sonucunda Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol şehri de dahil olmak üzere Kırım’ın Rusya’ya bağlanma kararı alınırsa, Kırım bağımsız ve egemen bir cumhuriyet olarak ilan edilecektir.

2. Kırım Cumhuriyeti demokratik, laik ve çok milliyetli bir devlet olarak kendi topraklarında barışı, etnik ve dini dirlik ve düzenliği koruyacağını taahhüt ediyor.

3. Kırım Cumhuriyeti, bağımsız ve egemen devlet olarak, referandum sonuçlarına göre uygun devletlerarası sözleşmelere dayanarak Kırım Cumhuriyeti’nin Rusya Federasyonu’nun yeni federal birimi olarak Rusya Federasyonu’na dahil edilmesi talebiyle müracaat edecek.

Söz konusu deklarasyon Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosunun 11 Mart 2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında (Parlamento Başkanı V. Konstantinov’un imzasıyla) ve Sivastopol Şehir Şurası’nın 11 Mart tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında (Sivastopol Şehir Şurası Başkanı Y. Doynikov’un imzasıyla) alınan kararlarla onaylanmıştır.”

 

Ukrayna’da Batı yanlılarının iktidarı ele geçirmesinin ardından fiilen Rusya’nın kontrolüne giren Kırım Özerk Cumhuriyeti, 16 Mart 2014 tarihinde Moskova’ya bağlanmak için halk oyuna gitmiştir. Kayıtlı seçmenlerin yüzde 82’sinin oy kullandığı seçimde sandık çıkışı anketine göre halkın neredeyse tamamı tercihini Moskova’ya bağlanma yönünde kullanmıştır.

Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde halk, bölgeyi Ukrayna’dan kopararak Rusya’ya bağlamasını tercih etmiştir. Oldukça sakin geçen ve 23 ülkeden 135 gözlemcinin takip ettiği referandumda ilk resmi sonuçlara göre göre halkın yüzde 96.7’si “Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına razı mısınız?” sorusuna “Evet” oyunu kullanmıştır. Oylamaya katılım oranı da yüzde 85 olarak açıklanmıştır.

Rusya yanlısı Kırım yönetimi bölgenin Rusya Federasyonuna bağlanması için zaman kaybetmeyeceği belli olmuştur. Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov, twitter hesabından “17 Mart  2014 tarihinde bir Kırım parlamento delegasyonu Rusya’ya uçacak ve Rusya Federasyonu’na katılmak için resmi başvuruda bulunacak” mesajını göndermiştir. Kırım’da seçimi takip eden Rus milletvekili Frants Klintseviç, “Kırım ile Rusya’nın birleşmesini için gerekli hukuki düzenlemeleri Mart 2014 sonuna kadar tamamlayacağız” demiştir.

Referandum sürerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i telefonla arayan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya liderini geri adım atmaya yine ikna edemedi. Kremlin’den yapılan açıklamada “Rusya lideri Kırım halkının yapacağı seçime saygılı olacaklarını” Alman Başbakanı’na iletti.
Oylama sonucuna ilk tepki ABD’den gelmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı Rusya’ya referandum sonucunu tanımayacağını bildirdi ve birliklerini derhal Kırım’dan çekmesini istedi.
Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius da referandumu “yasadışı” ilan etti ve Rusya’yı Kırım’da “anlamsız ve tehlikeli tırmanışı sürüklemekle” itham etti.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ise ülkesinin referandum sonucunu kabul etmeyeceğini söyledi. Hague, AB’den de “Rusya’ya güçlü bir cevap vermesini” istedi.

 

Daha Kırım referandumu sonuçları açıklanmadan Ukrayna’nın bir bölgesi daha Rusya’ya bağlanma referandumu istedi. Rusça konuşanların çoğunlukta olduğu ülkenin doğusundaki Donetsk şehrinde, şehir meydanında toplanan 4 bin kişilik Rusya yanlısı gösterici sanal referandum yaparak bağımsızlık ilan etti. Meydan girişine barikatlar kurularak Ukrayna İçişleri Bakanlığı araçlarının girişine izin verilmedi. Ülkenin en büyük ikinci kenti Harkov’da da, Rus yanlısı göstericiler 100 metrelik Rusya bayrağı açtı.

Sonuç

 

RF; SSCB’nin dağılmasından sonra eski SSCB ülkelerinin bir kısmını BDT ve ŞİÖ gibi kuruluşlarla biraraya getirerek  kendi yakın çevre doktrinini uygulamaya koymuştur. Özellikle Ukrayna ve Gürcistan’ın Batı ile entegre olma çabaları Karadeniz Havzası ve Kafkasya Bölgesinde yakın çevresini ve hayat alanını doğrudan ve olumsuz olarak  etkilediğinden bu iki ülke üzerinde askeri, siyasi ve ekonomik yaptırım yapmasına ve gerektiğinde askeri güç kullanmasına sebep olmuştur.

 

Rusya’nın özerk bölgeler  / cumhuriyetler üzerindeki tartışmasız nüfuzu (örneğin Abhazya, Güney Osetya ve Kırım) , buralardaki etkin Rus nüfusu (Kırım, Doğu Ukrayna, Güney Osetya), askeri üsleri (Güney Osetya, Cevahiti, Kırım),  ulaştırma hatları ile boru hatları vasıtasıyla Gürcistan ve Ukrayna üzerinde askeri, siyasi, ekonomik ve diplomatik baskısını artırarak sürdürmektedir.

 

Rus nüfusun yoğun olduğu Kırım’da 16 Ağustos tarihinde yapılan referandum sonucunda Kırım Özerk Cumhuriyeti Ukrayna’dan ayrılıp RF’nuna bağlanma kararı almıştır. Buradaki en önemli soru bu sonuç üzerine Rusya’nın hareket tarzının ne olacığıdır. RF’nun önünde üç hareket tarzı bulunmaktadır.[1]

 

1. Referandum sonucu ilan edildikten sonra Kırım’i ilhak etmek,

2. İşi aceleye getirmememek, uluslarası tepkilerin yatışmasını beklemek,

3.İlhak yerine Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını (yani Ukrayna’dan ayrılmasını) resmen  tanımak -ve daha önce Abhazya ve Güney Osetya için yaptığı gibi-Kırım’ı denetim altına almak.

 

Putin bu üç şıktan  hangisini tercih ederse etsin sonuçta kazançlı çıkacak olan Rusya’dır. Zira Kırım fiilen (de facto) Ukrayna’nın yönetiminden çıkacak ve Rusya’nın güdümüne girecektir.[2] Dolayısıyla RF’nun Karadeniz’deki manevra alanı genişleyecektir.

 

ABD, AB ve BM ise  bu kararı tanımıyacaktır. Bu bağlamda; ABD ve AB, RF’nuna karşı diplomatik, ekonomik yaptırımlar uygulamaya kararlıdır. ABD Başkanı Obama’nın 13 Mart 2013 tarihinde söylediği üzere, RF bu davranışının bedelini ödemek zorunda kalacaktır.

Bu kapsamda; RF, ABD ve AB’nin bu blöflerini görüp üç hareket tarzından da vazgeçerek Batı’nın istediği gibi Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılmasına karşı çıkar ve Kırım’ın çeşitli bölgelerine yaptığı askeri yığınağını geri çeker mi? Bu sorunun cevabı hayır olacaktır. Putin, satranç oyunu stratejisini şimdilik adım adım lehine uygulamakadır. Yapılan hamleler risklidir. Ancak Rusya’nın Kırım’daki oyundan vazgeçmesi sözkonusu değildir. Bu stratejik yarımadayı elinde tutan ve/veya kontrolü altında bulunduran olmak Rusya için önemlidir. RF, bu uğurda Ukrayna ve Batı’ya meydan okumaktadır.  Bu bağlamda; RF Parlamentosu 21 Mart 2014 tarihinde Kırım’ın ilhak istemine onay verip vermeyeceği belli olacaktır. Rus Parlamentosunun prensipte evet kararını vereceği olası gözükmektedir. sonuçta Kırım tercihini yapmış ve fiilen artık RF’nun olmuştur.

 

ABD için Kırım krizi Karadeniz’e çıkmak ve Ukrayna ile anlaşıp burada üsler elde etmek  bir fırsattır. Ancak bunu tek başına değil,  BM veya NATO şemsiyesi altında yapabilir. Yoksa Karadeniz’de doğrudan RF ile karşı karşıya kalmak istemez. Bu durumda, Çin ve İran gibi ülkeler RF’nun yanında yer alacaklardır.

 

Ukrayna RF’nuna karşı tek başına bir askeri, siyasi, ekonomik yaptırım gücüne sahip midir? Bunun cevabı kesinlikle hayır olacaktır. Mevcut durumuyla Ukrayna’nın kendi toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını sağlaması şuan için zor gözükmektedir. Bu durumda Ukrayna’nın dört seçeneği vardır.

1.ABD,ABve BM vasıtasıyla  RF’nu üzerinde askeri, diplomatik ve ekonomik yaptırımlar uygulatarak, baskı oluşturarak Kırım’ın bağımsızlığını ve RF’nuna ilhakını geri aldırmak,

2. RF ile anlaşma-uzlaşma yoluna giderek, Kırım’ın RF’nuna ilhakını kabullenmek,

3.RF’nun Kırım Parlementosunun aldığı karara vereceği reaksiyonu beklemek,

4. RF’nuna rağmen tekbaşına  Kırım’da askeri harekata girişmektir. (en tehklikeli senaryo)

 

Yeni Dünya Düzeninde diplomasi, caydırıcılık çok önem taşımaktadır. Bizlere düşen ise bu satranç turnuvasının sonucunda  başta ABD ve AB destekli Ukrayna mı yoksa RF ‘nu mu galip gelecektir? sorusuna cevaplamaktır. Şurası unutulmamalıdır ki RF, Batıya kaptırdığı Baltık, Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bu kez de Karadeniz Havzası ve onun uzantısı Kafkasya Bölgesi’nde Batı’ya kolay kolay teslim olmayacaktır. Çünkü bu bölgeler RF’nun yakın çevresi ve dolayısıyla denize açılış, ulaştırma ve boru hatlarının düğüm noktalarıdır. Aksi halde buraları kaybetmesi veya kontrolünü kaybetmesi RF’nun kendi içerisinde çözülmesine, küçülmesine  ve de dolayısıyla steplere mahkum olmasına sebep olacaktır. Bu çerçevede RF, Batı’ya karşı Kırım Parlamentosunun aldığı karar ve halkoylaması sonucunu kendi lehine kullanacak şekilde satranç oyununa devam edecektir. Bunun doğal sonucu olarak  Rusya Batı ile karşı karşıyadır. Bu yeni konjonktür yeni bir Soğuk Savaşın da habercisi olacağı doğrultusundadır.