Unuttuklarımız…

,…. Düşsel anılarda kalsaydı keşke, pervasız hırs yüklü duygular. Şiirsel betimlemelerle kendini belli eden çaresizliğin güdümsüz zamanlarındayız artık. Halbuki, daha dün gibi hatırlarken, “nasıl” sorusuyla keşfettiğiiniz “zarf tümlecini”, unutuverdik hepten özneyi ve de onun eylemleşmiş haliyle yüklemi. Onunla da kalmadı unuttuklarımız,… Talihsizce çıkan kelimelerin, dudaktan kalbe sirayetini, vicdani yokluğa evrilmesini[…]

Kısa kısa ….

Beceriksizlik… İnsan okudukça, araştırdıkça nasıl ilginçliklerle karşılaşıyor,… Şu hırsızlık olayı mesela;… ((yok yok, gündem tamamiyle “tevafuk”,…)) Doktorun biri, bilim insanı Einstein’ ın öldükten sonra beynini yürütmüş,… ve onun sonrasında, bizimkilerin geçen yıllarda rahmetli olan Vehbi Koç’un mezarındaki kemiklerini çalarak, ailesinden fidye istemeleri,… iki farklı hırsızlık; ilki bilimsel bir araştırma için[…]

Sarhoşken…

Sarhoşken gülmenin fiziksel görüntüsü ne kadar hoş oluyormuş,… insanın yalın, tek düze hali,… aldatma mı aldanırken bilinmez,… ama,… gerçek olanı yaşamak; kalbini kararta kararta, Neyzen’e atıfta buluna buluna,… edebiyatın kökünden can suyunu çekerek,… tebessümle vücut bulmuş simayla yapılan sanatın, felsefenin ya da sosyolojik bir çıkarımın hiçbir önemi yok,… beni kahredip[…]

Ya tutarsa

Saklı kentlerde mecburen kabuğuna çekilirken insan,… netameli uzun ellerle birilerinin hakkı gaspediliyordu her zamanki gibi; düşsel sözler, ampirik işler, karizmatik imzalarla,… hiç düşünmüyor, aklının bir köşesinden dahi geçmiyordu; ” o koltuk kayıp gidecek altından, ansızın bir gün”,… hesap vardı, hesap,… hiçbir zaman ötelenemeyecek,… kara deftere geçmiş, mahalle bakkalınınkine hiç benzemeyen,…[…]

Çıplaklık

…. Siyah-beyaz fotoğraftı sadece o, düşsel hayallerle insanın gözünde büyüyen. Doğanın dinlenip yeni baharlara açılması, umutların yeşermesi ve ekolojik dengenin sağlanması için yeşilden sarıya geçiş, yaz mevsiminin o kavurucu hızının dinginliğe, atalete evrilmesi. Sadece o da değildir değişen. Yollar değişir, zaman değişir, insan da değişir. Zaten “değişim” hayatın kendisidir, anlaşılmayı[…]

Ah şu ilaçlar,…

Aranızda kesinlikle vardır hiç şüphesiz,… Ailenizde, akraba, arkadaş veya yakınınızdaki kişilerden bazılarında,.. Ademoğlunun, deryada bir damla suretindeki acizliğine işaret,… sıkı bir ders nitelikli, insanı kendinden geçirip, zaman makinasız fi tarihlere ışınladığı kronik migren hastalığı… Sadece o anları yaşayanın bildiği, hayatın bir parçasının iptal olduğu işkence saatleri. Evet o işkence ki;[…]

O’nun hikayesi

O’nun hikayesi Selanik’te başlamıştı, yıllardan 1881’di,… Sarı saçlı, mavi gözlü bir güzel çocuk… Babasız kalmanın ne demek olduğunu çok küçük yaşta öğreniyordu, hem de tüm acı yönleriyle. Bir gün tarlada karga kovaladı, bir gün okulda ismine isim eklendi; olgunluğun belirtisi “Kemal” ile,… Mustafa Kemal’di artık, yiğit, cesur… Asker olmak, en[…]

Meçhul zaman

Günlerden bir gün… daha doğrusu hiçbir zaman öteleyemediğimiz gece karanlığının aydınlığa çaldığı, kargaların kahvaltısının henüz kursaklarına düşmediği saatler,… İnsanı çok çok zorlayan, şu sıcak yataktaki yatay konumdan dikey konuma geçebilmek,… vücut tümüyle yatağa zamklanmış gibidir, haliyle ayrılmak da zordur hani,… Gece, kimi insanlara, türlü hayvanlara ve ekosistemdekii diğer canlılara yaşattığı[…]

Yeniden,… yine de,…!!!

Hani insanın evi dışında nadiren huzur bulduğu yerler vardır ya,… işte, bazen o mekanlara takılmalı. Öyle çok değil, ayda bir, senede iki,… fazla olmamalı ki, değerler düşüp kaybolmasın,… hoş olur gerçekten; arkadaş muhabbeti, doyumsuz dost sohbeti, amiyane tabirle “iki lafın belini kırmak” gibi,… eski zamana dair, geçmişe özlem duyarak, şimdiki[…]

Yarım Kalan Hikaye,..

…. Yoğun iş temposunu çalışma ofisinde bırakıp, arabasına atladığı gibi evinin yolunu tutmuştu Kemal,… Yoldaki bütün ışıklara yakalanması, bugünkü işteki garipliğin devamı gibiydi sanki. İki intihar ya da intihar süsü verilmiş bir olay, bir cinayet, bir de kayıp,… ve trajedinin böylesi; birbiriyle bağlantılı bu olaylar,… yani üç cinayet, bir insan[…]