Kadına Şiddeti Önleme!

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

siddet

 “Kadına yönelik şiddeti önleme” yasasına, şiddet uygulayan kocanın iş bulmasına yardımcı olmak ve psikiyatrik tedaviye yönlendirmek gibi özendirici  teşvikleri koyacak kadar fikir felci içinde ve kadını koruma niyetinde olmayan kanun yapıcıların olduğu bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

“Kadınla kocanın arasına girilmez” gibi abuk bir fikri olan toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Onca geçimsizliğe, uyumsuzluğa, sevgisizliğe rağmen; insanı korumak yerine, ille de aile bütünlüğünü korumaya odaklanmış bir fikir sakatlığı içindeki toplum ve bunun uzantısı hukuk yapısının olduğu bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Kadını  erkeğin kaburgasından yaratıp, erkeğe hediye eden bir inancın hakim oluğu ve hukukun evrensel değerlerden uzaklaşıp ,dini değerlere kaydığı bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

“Kadın erkeğe Allahın hediyesidir. Onlara iyi davranın” cümlesini alkışlayan ve slogan yapabilen bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Bir cemiyette, kadının yanına oturmayan adama “ Kendinize mi yoksa namus timsali kadınlarımıza mı güvenmiyorsunuz?” diye sorarak tenkit eden  Atatürk’ü  hafızalardan silmek isteyen çokluk ve bunu bön bön seyreden çoğunluğun yaşadığı bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Erkeğin kadına karşı işlediği suçlarda; genel ahlâk, namus, töre gibi adaletsiz, ahlâksız ve insanı  insanlık dışı davranışa iten kavramlara sığınmak suretiyle  ceza indirimi yaparak,  şiddet ve cinayeti ödüllendiren bir adalet anlayışının olduğu ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Hukukunda (şahitlik ve mirasta) iki kadının ancak bir erkek ettiği, dövmek, kırbaçlamak,  vücut bütünlüğüne kastetmek ve bazı versiyonlarında taşlayarak öldürmek olan bir inancın sosyal yaşama müdahalelerinin hızlandığı ve şeriat isteyenlerin sayısının çığ gibi büyüdüğü ve iktidara taşındığı bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Büyüğün, hocanın, kocanın vurduğu yerde gül biten ve dayağın cennetten gelme olduğu bir coğrafyada; şiddet ve korkunun bir eğitim metodu olarak kullanıldığı inanç ve gelenekten gelen,  ve durmanın gerileme olduğu bu çağda muhafazakarlığını gelenek, kültür, töre gibi tuzak kelimelerle  süsleyebilen bir toplumda  şiddeti önleyemezsiniz.

Evlilik dışı doğan çocuğa piç, evlilik dışı sevişen kadına orospu, evlilik dışı sevişen erkeğe hovarda ya da çapkın denen bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Çocuk yaştaki kızların eşek kadar adamların koynuna imam eşliğinde sokulduğu ve otoritenin de buna töre olarak baktığı bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

 Bir anneyi, evlilik dışı sahip olduğu çocuğu ölüme ya da başkasına terk etmeye zorlayarak, bebeği ve anneyi (üreme sürecinde olup da erkek dışında olanlar) korumamak bir yana yok etmeye çalışan bir namus algısının olduğu ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Belgesel programlarında bile “Allah böyle yaratmıştır” sloganıyla orman kanunlarını insanlara empoze eden,  hukuk alanında da otoriteyi ve güçlüyü kayıran yasa değişiklikleriyle ülkeye orman kanunlarını hakim kılan bir yönetimin olduğu ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Güçlüye tapan bir saltanatseverliğin beyinlerden silinemediği ve dolayısıyla güç gösterisi için zayıfların ezildiği bir bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Ölen arkadaşlarının niçin öldüklerinin hesabını sormadan, onlardan boşalan kadrolara girmek için birbirini ezen  insanların yaşadığı bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Dünyanın en güzel hazzı olan sevişmeyi en kirli şeyiymiş gibi, en yüce duygusu özgürlüğü asilikmiş gibi kabul ettirebilen fikir yapısının hakim olduğu; özgürlüğünü ve cinselliğini bir erkeğin hegemonyasına terk etmeyen kadının kötü olarak tarif edildiği bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Çiftlerin evlenmediği, evlendirildiği; bunun da hala, kız almak, kız vermek, satmak, varmak gibi fiillerle tarif edildiği bir sosyal yapı içinde şiddeti önleyemezsiniz.

Genç insanların fiziksel-ruhsal-hormonal-sosyal gelişimlerinin sonucu ve bir sevgi tezahürü olarak el ele gezmelerini, sarılmalarını, öpüşmelerini,  yaşanması gereken doğal bir süreç olarak değil de ahlâksızlık ve namussuzluk olarak gören bir toplumda şiddeti önleyemezsiniz.

Şiddeti tarif ederken bile “kadına şiddet” , “çocuğa şiddet” , “ doktora şiddet” , “hayvana şiddet” gibi cinsiyet, yaş, sınıf ve köken ayrımcılığıyla konuya yaklaşarak her biri için ayrı dozları makul görebilen vizyon eksikliğinin var olduğu bir ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

Beklediği kararın aksine karar veren hakime “vatan haini” diyerek güçlüden yana olmayan hukuka güvenemeyeceğini  söyleyen ve kadın erkek eşitliğine inanmayan bir  cumhurbaşkanının yönettiği ülkede şiddeti önleyemezsiniz.

İç dünyası tersten okumaya programlanmış olan toplum, yazının başlığındaki kavramı,  emir kipinde bir cümle olarak algılamaktadır. Böyle bir ortamda şiddeti önleyemezsiniz.

Kısaca; evrensel değerlerden uzaklaşma önlenemezse, bu ülkede şiddeti önleyemez ve durduramazsınız. Ancak; hayatta kalmış ve gözleriniz şişmemişse, hızla artışını seyredebilirsiniz. Kulaklarınız patlamamışsa olanları sık sık duyabilirsiniz.