Hayatın İçindeki Kifayetsiz Muhteris Bazı Tipler -1

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Merhaba sevgili normatif.com okuyucuları…

Uzun sayılacak bir aradan sonra bir yazı dizisi gibi kaleme alacağım, yaşamın içinde sıkça karşılaştığım bazı olumsuz insan profillerini kendimce irdeleyip, sizlerle duygularımı paylaşacağım. Sizlerden gelen yorumlar ve belki öneriler neticesinde yazılarıma ekleyeceğim farklı hususlar olacağına inanıyorum. Şimdi “Hayatın İçindeki Kifayetsiz Muhteris Bazı Tipler – 1 ” ile sizleri baş başa bırakıyorum. Lütfen yorumlarınızı benimle paylaşma lütfu gösteriniz.  :)

-Adam yetersiz ve kompleksli, yapacak bir şey yok. Ama kifâyetsiz olduğunun farkında değil. Öz güveni çok yukarıdaymış gibi davranarak aşağılık kompleksini kamufle etmeye çalışıyor. Aslında haklı da sayılır. Yaşı bir hayli geçkince ve ne kadar yırtınırsa yırtınsın göreceği dem devran bu kadar, buraya kadar… Onu çıldırtan da bu gerçek zaten… Yaş ortaları çoktan geçmiş, yaşlılık sınırlarında ve ölüme daha yakın ama içindeki hırs yaşıyla birlikte katlanarak artmış. Öyle ki, kendini olağanüstü bulduğundan, çok beğendiğinden herkesin onu kıskandığını, çekemediğini sanıyor. Böyle düşünerek etrafında kim varsa herkesi yıldırmış, kaçırmış… Buna evlendiği eşleri de dahil… Kendisi o kadar mükemmel ki, kimseyi de beğenmiyor. En büyük o!.. En yetenekli o!.. En bilgili o!.. En yakışıklı o!…En hükümdar o!.. Ve ne yazık ki en zavallı o!… Henüz ölümsüzlük iksiri bulunmadı ve efsunlanmadı… Hırsına o kadar yenik düşmüş ve kalbini bağlayan kara gözlerine de sirayet etmişki, hayatın gerçeğini göremiyor garibim… Böyle olduğu için yolundaki ışıkların kapandığının farkında değil… Kendisini o kadar başarılı ve yetenekli görüyor ki, kendisinin yarı yaşında ya da çocuğu yaşında bir kişinin başarısına şahit olduğunda hırçınlaşıyor ve köpükler saçarak saldırganlaşabiliyor, tahammül edemiyor, alkışlayamıyor, takdir edemiyor. Küstah bir tavır takınarak kendince yok saymaya çabalıyor. Sanki o böyle yaparsa güneş balçıkla sıvanacak… Tabi komik oluyor. Kendine gel ey gafil… Abartma, büyütme, köpürtme, yorma, germe, kırma… Ömrünün son baharını mutlu mesut geçirmenin yollarını ara….Neyin nesi, neyin hırsı bu babam? Neyin afrası-tafrası? Üstelik bu yaşta? Vakti geldiğinde – ki, sıralı olacaksa gidiş, son menzile yaş itibari ile benden daha yakınsın- her şeyi BIRAKIP TA GİDECEKSİN…

-Buna benzer, yine hayatın içinde var olan başka bir profilden söz edeceğim. Mutlaka hayatınızın bir döneminde karşılaşmışsınızdır. Ne zaman konuşursa konuşsun, sesinde bir telaş ve yapacağı yüzlerce işten bahseder, hayıflanır, dert yanar zavallım… Yapacağı bir dolu toplantıları anlatır. Çünkü ofisinde çaycısı ile yapacağı sıradan günlük konuşma bile onun için toplantı konusudur. Ve sanırsın ki, ülke ekonomisi onun çaycısı ile yapacağı toplantıda kurtulacak. O denli abartır, büyütür, köpürtür, gerer, yorar… Bunlardan dert yanarken zevk aldığı ve aslında verdiği gizli mesaj cümlesi şudur… “Ben çok önemli birisiyim ve her daima yapacak çok işim var. Hiç vaktim yok ve sürekli koşturuyorum. Sen benim kadar meşgul ve önemli biri değilsin. Görüşebilmek için benim uygun gün ve saatimi beklemek zorundasın. Çünkü ben önemliyim, sen vakti daha çok müsait önemsiz birisin.” İnanın traji komik durum budur. Oysa dünya var olalı beri hep yapacak iş var, ödenecek fatura, verilecek sınav, gidilecek yol, çekilecek dert, tırmanılacak yokuş var… Var oğlu var… Peki bu kadar abartmanın ve kendini çok önemli biriymiş gibi göstermeye çalışmanın ne alemi var? Yaşamın içinde herkesin yaptığı bir iş var ve sen de bir işi yapmak durumundasın herkes gibi… Belki dert yandığın adam hiç bahsetmiyordur ama senden daha fazla işi ve stresi vardır. Sen önemlisin ya!… Yaptığın işi köpürtmen, büyütmen ve abartman gerekiyor. Öyle mutlu hissediyorsun ve kendini ancak öyle adam yerine konulmuş hissediyorsun… Psikolojik bir durum olsa gerek… Böyle insanları üç gün işsiz bırakın, delirirler. Ne yapacaklarını bilemezler. Çünkü işleri ve köpürterek çoğalttıkları stresleri hayatta var oluş sebepleridir… Etrafında bulunanları da gereksiz strese sokar, gerer ve lüzumsuz yorarlar. Beslendikleri tek şey budur. Mutlu olmayı, keyif almayı ve eğlenmeyi bilmezler. Stresi etraflarına da yansıttıklarında daha da önemli adam olduklarını düşünürler. Bu neyin afrası-tafrası? Sen de her fani gibi yaşadığın sürece bir işle meşgul olacaksın ve vakti gelince BIRAKIP TA GİDECEKSİN…

 

-Bir diğer insan profili de kendi imkanlarında gayet rahat bir hayat sürüp, sürekli parasızlıktan dert yanıp, işlerin yolunda gitmediğinden yakınan ve her daim para sıkıntısı çektiğine etrafını inandırmayı görev edinmiş garip insanlar… Kimse onlara kazandığı parayı, borcunu-alacağını sormaz. Ama o gayri ihtiyarı günlük konuşma arasına bile şu cümleleri sıkıştırır. “İşler çok yoğun ama para alamıyoruz. Nakit sıkıntımız var, dönemiyoruz, ödemelerimizi yapamıyoruz. Ne olacak bu memleketin hali?” vb. türevli cümleler… Kime neyse onun işinden, alacağından ve nakit sıkıntısından… Bu cümleleri diline pelesenk etmiştir ama bir bakarsınız ki, hiç de konuştuğu gibi değildir. Ortanın üstü sayılabilecek bir yerde ailesi ile sezonda gayet rahat tatil yapar, gayet şık semtlerde güzel cafe-restaurantlarda yemek yer, istediği yerden giyinir-kuşanır, bir anda evini ya da arabasını değiştirir. E ne oldu hemşehrim şimdi? Bütün inandırıcılığını kaybettiğin gibi, lafının, sözünün de haybeden ve boş olduğunu ve itibar edilmemesi gerektiğini kendin deklere etmiş oldun. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Gerek var mı bunlara? Neden normal insan gibi normal davranmayı ve konuşmayı ilke edinmiyorsun?  Kendin inanmadığın şeyleri  sürekli söyleyerek ve yakınarak başkasının inanmasını bekliyorsun? Sonra da kendi kendini yalanlamış durumda kalıyorsun? Gerek var mı? Kimse senin bu dertlerini dinlemek zorunda değil, sormuyorda ve inan ilgilenmiyorda… Ama sen sürekli şikayet edip bunlardan bahsettiğinde önemli olduğun ve önemsenmen gerektiği hissini vermeye çalışıyorsun. Bunlardan kime ne? Ne giydiğin bez, ne bastığın toz ne de sen önemlisin… Çünkü vakti gelince BIRAKIP TA GİDECEKSİN…

-Başka bir profil de şu; “Başarı sahnede bol alkış, gerçek hayatta bol düşman demektir” , “Ne zaman ki, düşmanlık edenler çoğalıyor, anlayın ki doğru yoldasınız.” Evet bu sözler daha önceleri söylenmiş ve tecrübe edilmiş sözler… Yaşadıkça hak verir oluyorsunuz. Hayatın içinde, bazı insanlar elini daha çok taşın altına koyar ve ve daha çok zorlukla mücadele edebilecek güçtedir.  Çalışır, emek verir ve mücadele eder. Bunun neticesinde şansı yaver giderse, Tanrı nasip ederse ve gerçekten hak ediyorsa  başarılar elde eder. Bu noktada sizi severmiş gibi görünen ve her daim yanınızda olacakmış gibi davranan bazı iyi niyetli olmayan kişiler olacaktır.  Onların görevi ilk fırsatta sizi sırtınızdan vurmak ve güçsüzleştirmeye çalışmaktır. Elbette ki, yolunda kararlılıkla yürüyen kişi ya da kişileri yavaşlatabilirsiniz ama durduramazsınız. O isterse durur, sizin durdurma kudretiniz yoktur. Gerçek şu ki; bazı insanlar bu hayata başrol oynamaya , bazıları da seyirci olmaya gelmiştir. Seyirci olmaya gelenler zaman zaman figürasyonda olmaya talip olurlar. Nasiplerinde var ise seyirci koltuğundan figürasyona geçerler. Ve siz de onlara lütufkâr davranarak, payeler verirsiniz. Aslında o bilir sadece seyirci koltuğunda olduğunu ve aslında sizden nemalandığını… Ama inanmak istemez buna… Ona lütuf olarak sunulan kolaylık neticesinde “ben önemli ve kifâyetli biriyim” duygusuna kapılarak başlar sizi didiklemeye… Siz ciddiye almazsınız ve kendi kendine bazı şeyleri anlamasını beklersiniz.  Bir zaman sonra da şuursuzluk baş gösterir ve yarışının sizinle olduğunu zanneder. Ahmakça bir yanılgı içerisindedir. Ortada bu uğurda harcanmış uzun yıllar, emek verilmiş işler, haklı olarak kazanılmış başarılar vardır. Geçici zaferler ve güç zehirlenmesi değildir bunlar, kendisinin yaşadığı sarhoşluk gibi… O yokken siz yıllarınızı bu uğurda feda etmişsinizdir. Bir yolda ne kadar uzun süre yürüyorsanız, ne kadar ayağınıza diken batıyorsa, ne kadar çok haksızlıkla karşılaşıyorsanız her şeyi daha  fazla hazmederek ve baş dönmesi yaşamadan olgunlukla kabul etmeye başlıyorsunuz. Bu konuda yeterli sayılacak düzeyde tecrübe edinmişsinizdir ve reel gözlerle görmeye başlamışsınızdır. Emeksiz yemek olmayacağını, tekrarlanmayan başarının başarı olmadığını biliyorsunuzdur. Siz biliyorsunuzdur da, sizin tevazu göstererek yanınızda olmaya çalışan o bazı kişiler bilmiyordur. Kifayetsizliğine yenileceğinin farkına varması elbette ki uzun sürmeyecektir. Ve zaten ilk darbeyi vurmaya çalışan o olacaktır. Fakat beyhude bir çabadır bu… Çünkü bilmez ki o darbe sadece kendi karakterine atılmıştır. Kötü niyetle iyi murada varılamayacağını bilemeyecek kadar zavallı ve kifayetsiz muhteristir. Ve sizin yanınızda her koşulda olacağını söyleyen bu miço ya da miçolar gemiyi ilk terk eden tayfa olurlar. Bunlara gerek yok… Başarıyı alkışlamak zor geldiğinde, tahammül edemediğinde çekip gidebilirsin elbette… Efendi ve karakterli duruşunu giderken sergiler olgun insan… Düşmanlık etmek, zarar vermeye çalışmak sadece kişinin kendisini küçültür. Karşındaki bilir zaten böyle bir sonuçla karşılaşacağını… Bekliyordur, alışkındır, vefasızlıkları bu zamana kadar tecrübe etmiştir ve gardını almıştır. Siperini almıştır gelecek kurşunlar için… Senin attığın taş bu kuşu ürkütecek kadar mühim de değildir. Seni ciddiye de almaz ayrıca… Senin varlığına değil, kendisine güveniyordur yürüdüğü yolda… Kendi kanatlarından medet umuyordur uçurumlarla karşılaştığında… Bilir ki, uçurumun kenarına geldiğinde kanatlarını kıracak ilk sensindir. O halde bu neyin çabası?, neyin ispatıdır be hey zalim? Bir şeyleri söyleme ve açıklama zahmetinde bile bulunmaması; sana “hiç de önemli biri olmadığını ve gidişinin onu yıkmayacağı”  gerçeğidir. Sen gidersin ve yok olursun. O kalır ve mücadeleye devam eder, başarıları katlanarak çoğalır. Çünkü sen şer yaratırken, o üretir ve iş yaratmaya çalışır. Kişiyle değil, işiyle meşguldür. Tanrı çalışanı ve iyi niyeti sever. Ve ne kadar fenalık yaparsan yap, misli misli sana geri dönecektir. Attığın zehirli oklar dönüp kendi sinene saplanacaktır. Ve bil ki, yaptığın yanına kâr kalmayacak, sen de bu dünyayı  BIRAKIP TA GİDECEKSİN…

-Bir diğer profil de ” bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olan” bazı kifâyetsiz muhterisler. Doğru-yanlış demeden kulaktan duydukları bilgilerle, doğruluğundan emin olmadan “işi bilene bilmişlik” taslarlar. Bazen sizin tevazunuz onun daha da küstahlaşmasına neden olur. Size, sizin konunuz ile ilgili bilgi vermeye, akıl vermeye ve yönlendirmeye çalışır. Oysa o zamana kadar yaptığı ve tecrübe ettiği iş sizin konunuz değildir. Bu konuda doz aşımına uğrayan bazı kifâyetsiz muhterisler de bilmedikleri konu hakkında sizi yargılama hakkını bile kendilerinde görürler. Maksatlarını ve hadlerini aşarlar. Ve tabi komik duruma düşerler. Bu neyin ispatı, neyin çabasıdır? Sen kendi yaptığın ve tecrübe ettiğin iş ile ilgili konuş, bilmediğin konuda ahkam kesme, komik olma, yorma, germe, kasma…  Kendi işin ile ilgili fikrini soran olursa bilgini paylaş. Bilmediğin konularda çeneni kapaman ve akıl vermemen kendi hayrına olacaktır. Küstahlığın ve haksızlığın karşısında susan da dilsiz şeytan durumunda olacaktır. Haksızlığının ve ağzının payını alır, oturursun ve yoldan çekilirsin. .. İnan doğrusu da bu… Zira yolun sonu göründüğünde BIRAKIP TA GİDECEKSİN…

Örneklerle ve detaylarla anlatmaya çalıştığım bu insan tipleri hayatın içinde her daim karşımıza çıkabilir ve hayatımızda kısa ve geçici süreler olabilir.  Tabi “yanlış hesap Bağdat’tan döner” derler. Gün olur, devran döner ve her şey olması gerektiği gibi olur. Su akar yatağını bulur, her şey aslına rücu eder. Aslolan yaşadığımız her anda hayatı güzelliklerle yaşamak ve haksızlığa bulaşmamak olmalıdır. Siz “doğru” durduğunuzda “eğri” cezasını görecektir. Zira yaşadığımız hayat bir yolculuktur ve bir gün mutlaka son durağa geleceğiz. Yani “gölge etme, başka ihsan istemez.” Hayatı birbirimize zehir etmenin alemi yok.  Zira ben de sen gibi günü geldiğinde BIRAKIP TA GİDECEĞİM.

2016 yılında basımı gerçekleşen “KÜLLERİMDEN DOĞDUM HER YANDIĞIMDA” adlı şiir kitabımdan “BIRAKIP TA GİDECEKSİN” şiirimle yazıyı bağlayıp, satırlarıma son verirken, ikinci şiir kitabımın hazırlıklarının son sürat devam ettiğini sizlerle paylaşmak isterim. Bu yazıyı seri hale getireceğimden ikincisi için sizden gelecek “kifâyetsiz muhteris bazı tipleri” yazmanızı rica ediyorum.

Aşkla :)

BIRAKIP TA GİDECEKSİN

 

Şan şöhret hiç para etmez

Bu dünyada güleceksin

Karun kadar zengin olsan

Bırakıp ta gideceksin…

 

Kimler kimler geldi geçti

Nice tahtlar yıktı geçti

Azrail tek fâni seçti

Bırakıp ta gideceksin…

 

Yükseklerden uçma sakın

Söyle nedir benden farkın?

“Son” deyince emr-i Hakk’ın

Bırakıp ta gideceksin…

 

Ne şarkına, ne türküne

Ne postuna, ne kürküne

Güvenme hiç mal mülküne

Bırakıp ta gideceksin…

 

Ne gezdiğin giz önemli

Ne giydiğin bez önemli

Ne bastığın toz önemli

Bırakıp ta gideceksin…

 

Kibir yapma, sevgi kazan

Sakın olma oyunbozan

“Oku” diyor yazı yazan

Bırakıp ta gideceksin

 

Yolun hakkın yolu olsun

Kalbin sevgi, huzur dolsun

Sen bir garip fâni kulsun

Bırakıp ta gideceksin…    Fatoş Koçarslan (Nisan 2015 )

 

Yorum Yaz

13 yorum

  1. Nesibe Musevitoglu, Yanıtla

    Sevgili Fatoş Kocarslan
    Her satırinda benzer profillere şahit olduğum yazınızı ve son olarak da özü olan şiirini zevkle ve ibretle okudum.
    Gönlüne kalemine sağlık.
    Başarılı ve guzel yazilarinin devamını bekliyorum.

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Sevgili Nesibe hanım, siz her zaman takdirlerinizi ve başarı dileklerinizi sundunuz… Sağolun, varolun… Yazdığım her yazımı sizinle paylaşmaktan gurur duyacağımı bilmenizi isterim :) Sevgimle, selamla…

  2. Yasemin İnal, Yanıtla

    Bayıldım. İlk anlatılan yürüyen EGO diyebileceğim tiplemeyi okurken , boşandığım kocamı mı anlatıyor acaba? diye bir soru geçti aklımdan…Bol alkış= Bol düşman demektir görüşünüze de hak veriyorum. Sonuna kadar. Kısaca ; senaryolar aynı, mekanlar ve zamanlar farklıymış diyebilirim. Kendi yaşam tecrübem neticesinde; anlattığınız üç beş karrakter maalesef her platformda benim de karşıma çıktı. Psikoloji nosyonum fazla olmadığı için ( analiz yapmaksızın) bu insanlara sadece selam verip gülümsedim.. Neden böyle yaparlar? diye düşünmek benim için zaman kaybıydı çünkü….Her daim geçindirmek zorunda olduğum çocuklarım ve mesleki kariyerimin amansız koşuşturması bu insanlara zaman harcamak mecburiyetinden iyi ki alıkoydu beni…Siz bir köşeyazarı olmalısınız Fatoş hanım. Kaleminize sağlık.Sizden olumlu şekilde yararlanmak ve kazançlı çıkmak isteyen (elbette değindiğiniz konular ile alakalı)binlerce insan var ülkemizde, hatta burnumuzun dibinde. Teşekkür ederim. Umarım , aklıma gelen tirajıkomik karakterler olduğunda size yazarım ..

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Zaman ayırıp yazdığınız yorumunuzu memnuniyetle okudum Yasemin Hanım :) Çok teşekkür ederim. Yazdığım yazıları da ömrüm vefa ederse bir kitapta toplamayı düşünüyorum… Sizlerin desteği benim sesim ve gücümdür :) Varolunuz :)

  3. Serap yumruktepe, Yanıtla

    Yolunda dikenler mutlaka olacaktır.bunlara degdikce canım yanacak zamanla acıyan yerler hep sana bir şeyler anlatacak.gun gelip arkamdan konuşanlar olacak ama senin ayakkabılarını giyipte yurume cesaretini gosteremeyecekler.yolun bahtin hep acik olsun yureginden merhametin elinden bolluk hiç eksilmesin.

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Doğru bildiğimiz yolda, gülümseyerek, iyi niyetle ve çalışarak yürüdükçe Tanrı ışığını gösterecek ve yolumuzu aydınlatacaktır diye inanırım. Hayat hikayem tam da bu minvalde ilerliyor sevgili Serap Yumruktepe :) Yorumun için sonsuz teşekkürler :)

  4. Ekrem ümit Kandıralı, Yanıtla

    Yazıyı okudukça gerçek hayattaki karakterlerin hepsi geçit töreni yaptı. Görüntüleriyle,adlarıyla.
    Gerçekten de mükemmel karakter tanımlamaları. Kutlarım. Saygılarımla

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Yorum yazma nezaketinize çok teşekkür ederim Ekrem bey… Duygularınıza tercüman olduysam, yazımı başarılı adledeceğim … Selam ile :)

  5. Huray Korkmaz, Yanıtla

    Sevgili Fatoş hanım,
    Öncelikle değerli görüşlerinizi benimle de paylaşıp, fikirlerimi sorduğunuz için teşekkür ediyorum size…
    Gayet dikkatle okudum makalenizi…
    Madde madde çizdiğiniz profiller maalesef hayatın içinde karşımıza çıkabiliyorlar.. .
    Ama benim yaşadığım süre içersinde, maalesef karşıma çıkarak beni en fazla olumsuz etkileyen özellikle 4 tip karakter oldu…
    Bunlar: 1, 2, 4, ve 5.profiller…
    Özellikle de 4.profilde ki bazı insan / insanlardan maalesef çok olumsuz manevi darbeler aldim..
    Çok doğru yazmışsınız…
    Maalesef , biraz çıtanızı yukarıya çıkartmışsanız, Iyi işler yapmaya çalışıyor ve bunu başarmaya çalışıyorsanız mutlaka size dost yorumun en en yakınınızda ki bazı vefasız hainler ilk çelmeyi takanlar oluyor ve sizi aşağıya çekmek için ellerinden geleni yapıyorlar… Vicdansızca yalanlarla karalayarak hakkinizda olumsuz kamuoyu yaratip size son darbeyi de vurmaya calisiyorlar…
    Her türlü fedakarlığı yaptığınız yanınızda olduğunu düşündüğünüz insanlar da bu fırsatı hemen kullanıyorlar tabii…
    Maalesef ben de yakın geçmiş de bu profillerle karşılaştım…
    Bu olay benim hayatımda ki en önemli sınavlarımdan biriydi..
    Ama şükürler olsun ki Yüce Allah herkesin yüreğini biliyor neyi ne için yaptığını biliyor , niyetleri biliyor…
    Zaman icinse Şer sandığımız her olayın aslında bize hayır ( hayr ) getirdiğini görüyor ,anliyoruz..
    Tanrı aslında bizi korumak için bu profillerde ki insanlardan yolumuzu ayırıyor şükürler olsun…
    Ve çok daha iyilerle karşılaştırıyor bizi , ve çok daha iyilere layık görüyor.. .
    Tabii burada önemli bir Evren yasasını da hatırlamak gerek…
    Ilahi Adalet er geç tecelli eder…Ve herkes ektiğini bıcer .. .
    Allah iyi insanları hep iyilerle karşılaştırın dilerim…
    Bu arada şiirleriniz ve güftelerinizi de çok başarılı buldugumu söylemek isterim…
    Çok anlamlı çok duygu yüklü hepsi ve yaşanmışlıkları ifade ediyor…
    Başarılarınız daim olsun dilerim…
    Sevgilerimle…😍

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Sevgili Hüray hanım, Tom Robbins’in dediği gibi”Doğmak ve ölmek kolaydı, zor olan hayatın kendisiydi”. Yaşarken her şeyi tecrübe etmiş oluyoruz diye düşündüğümden, şiirimi varılacak son menzil olan “ölüm”e bağladım bir şiirle… “Küllerimden Doğdum Her Yandığımda” adlı şiir kitabımda yayınlanan ve facebook sayfamdaki “yayınlanmış ve programlarda okunmuş şiirler” albümümde “KİFÂYETSİZ MUHTERİS” adlı yazdığım bir şiirim de var. Düşüncelerine çok değer verdiğim bir arkadaşımın önerisiydi yazdığım şiiri bir yazı ile bağdaştırmam. Tiyatro oynadığım dönemde yönetmenim olan sevgili Müjdat Gezen’in en önemli tavsiyesi şuydu. “Hayatı gözlemleyin”. Ben iyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. Hayatı ve insanları bir film gibi izliyorum çok zaman…Ve sadece kendi duygularımı kaleme alıyorum, okuyacak arkadaşlarımla paylaşıyorum. Hiç kimseyi hedef almıyorum ve hiç kimseye akıl verecek, öneride bulunacak kudrette, yeterlilikte görmüyorum kendimi…Yaşadığımız her şey bizi biz yapıyor. Ve hayat yolculuğumuzda payımıza düşenleri alıyoruz, olumlu ya da olumsuz… Temennnimiz olumlu olan her şeyin daha çok olması, mutlu, mesut, keyifli ve güzelliklerle dolu bir yaşam sürmemiz… Zira hayat çok kısa, kırmaya, incitmeye, germeye, yormaya değmez… Mutluluk dolu günler diliyorum :)
      Dayanamadım :) 20 Ocak 2014’te yazdığım “KİFAYETSİZ MUHTERİS” şiirimi de buradan sizinle paylaşıyorum.

      KİFÂYETSİZ MUHTERİS

      AÇSIN AMA TOK DURURSUN
      SAĞ GÖSTERİP, SOL VURURSUN
      CEHALETLE PEK MAĞRURSUN
      RABBİM SENİ ISLAH ETSİN

      KIT AKLINLA YARGILARSIN
      HAKKANİYETTEN UZAKSIN
      SEN DOĞRUYA BİR TUZAKSIN
      RABBİM SENİ ISLAH ETSİN

      AKLIN, FİKRİN HEP KÖTÜLÜK
      SENDEN ÂLA ODUN, KÜTÜK
      KAN EMİCİ, ŞER’Lİ SÜLÜK
      RABBİM SENİ ISLAH ETSİN

      VARMAZ SÖZÜN DOĞRULUĞA
      KİN KUSARSIN O AĞZINLA
      ZEHİR KATTIN BAL LOKMANA
      RABBİM SENİ ISLAH ETSİN

      KİFÂYETSİZ MUHTERİSSİN
      HEM KISKANÇSIN, HEM HASETSİN
      BU KİBRİNDEN ÖLECEKSİN
      RABBİM SENİ ISLAH ETSİN

      Fatoş Koçarslan / 20 Ocak 2014
      TRT Nağme Radyo / 29 Mayıs 2015
      Aşkla Buluşanlar / Sevdayla Hesaplaşanlar
      Derya Kaya ile sohbet…

  6. Can Afacan, Yanıtla

    Sevgili Fatoş bu tip insan profillerinin bize zararları kadar faydaları var Bırakıpta gideceksin gibi bi eser çıkmazdı onlar olmasa mesela…
    Bu tipleri yermekle beraber şikayetçi olmak yerine, anlamak olgusunda oluşunda sana üzüntü veya zarar veremeyecek gardını almışsın tebrik ederim.
    Gün geçtikçe kirlenen sanat camiasında hala duruşunu bozmayan popüler çarkın bir dişlisi olmayan ıftihar kaynağı haklı gururumuz olan senin gibi çalışan üreten dolu başak gibi tevazuyla başı eğik bu azınlık çok kıymetli mücevherler , Altının değerini sarraf bilir azız ama özüz!…
    bu dik kafalı boş başak çokluğunda…
    Sevgilerimle…

    • Fatoş Kocarslan, Yanıtla

      Sevgili Can Afacan…. Benim çocukluk arkadaşım olarak hayata başlangiç çizgimi bilen çok değerli bir sanatçısın :) Yazdıklarından gururlandım… Yorumun çok doğru… Yürüdüğümüz yolda ayağımıza dikenler de batacak tabi… Aslolan dikeni var diye güle kızmamak, zira onun yaradılışı öyle… İlk şiir kitabımın adı bu nedenle “KÜLLERİMDEN DOĞDUM HER YANDIĞIMDA” oldu ve bunca yıl gecikti. Her geçen gün hayatın fırınında pişmeye devam ediyoruz :) Hayat bir yolculuktur ve ben severek bu yolculuğu yapmaya devam edeceğim… içten sevgimle başarılı sanat hayatının devamını dilerim :)

  7. Huray Korkmaz, Yanıtla

    Aynen katılıyorum ben de size Fatoş hanım ,
    Hayatı güzelliklerle dolu yaşamak gerek…
    Bunun için de herşeyden once insanın yüreğinin güzel olması gerekiyor… Kibirsiz , yalansiz , sahte olmayan dürüst ve mert insan olabilmeli kişi her daim…
    Erdemli insan olabilmenin gereği bu…
    Zaten kişi hangi enerjiye sahip ise çevresine de o frekansta insanları çekiyor…Evrenin Çekim Yasası bu…
    Olumlu enerji olumluyu , negatif enerji de negatifleri çekiyor…
    Uyumsuz enerjiler de bir şekilde bir bahane ile birbirlerinden ayrılıyorlar..

    Herkes karşısındakini de kendi gibi bilirmiş…Bu tespite de katılıyorum..
    Hayatımıza olumlu ve kisaca İYİ insanları cekelim insallah…
    Sevgiler..