Günah işleme özgürlüğü

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonundan sonra 30 Mart Yerel Seçimleri de yaklaşınca partilerindeki erime AKP yetkililerinde panik havası yarattı. Kaybetme korkusundan ne diyeceklerini şaşırmış durumda abuk sabuk konuşmalar yapan yetkililer dinleyenleri hayrete düşürüyorlar.

Mahalle arasında kendisini “ Başbakanın g.tünün kılı” diye tanımlayan, AKP’ye oy vermeyi “Başbakanla nikah kıymak” olarak değerlendiren bayanlardan söz etmiyorum. Sözünü edeceklerimden biri milletvekili, diğeri bakan, sonuncusu başbakan.

 

İstanbul Milletvekili olan Metin Külünk “Allah insanlara günah işleme özgürlüğü vermiştir. 17 Aralık operasyonu bu özgürlüğe vurulmuş darbedir” diyor. “Günah işleme özgürlüğü” sanırsınız ki yaşama, beslenme, seyahat etme, düşünce açıklama, eğitim alma gibi evrensel haklardan biridir. “Günah” dediğiniz şey zaten Tanrı tarafından insanlara yasaklanan şeylerin adıdır. Dini bakımdan suç sayılan iş ve davranışların karşılığıdır. Dolayısı ile Tanrı insanlara günah işleme özgürlüğü diye bir özgürlük vermemiş, onların günahtan uzak durma yollarını göstermiştir.

 

Eğer Metin Külünk’ün düşündüğü gibi olsaydı, insanların adam öldürme özgürlüğü, hırsızlık yapma özgürlüğü, zina yapma, kumar oynama, kul hakkı yeme, yalan söyleme vb. özgürlüklerinin olduğunu da kabul etmemiz gerekecektir ki hiçbir din böyle bir saçmalığa izin vermez. Eğer böyle özgürlüklerin varlığı kabul edilirse toplumda dirlik ve düzenlik de kalmaz. Külünk dini motifler kullanarak halkı kandırma yolunu bir kez daha denemektedir. Kendi mantıksızlığına kutsal kavramları ortak etmek istemektedir.

 

Bakan olan yetkili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Doç. Dr. Ayşenur İslam; diyor ki “İşe yarayan insanlardan dinlenmeyen kimse kalmamış. Türkiye Cumhuriyeti’nde adam olmuş herkesin bugün gizli bir yerde bir kaseti var” Neymiş, eğer dinlenmemişseniz işe yaramadığınızdan ve adam olmadığınızdandır. Bunu söyleyen bir bakan ve Doç. Dr. ünvanlı biri. TİB’in açıkladığına göre ülkemizde yarım milyon insan dinlenmiş. Demek oluyor ki yetmiş beş milyon beş yüz kişimiz işe yaramıyor ve dahi adam da değiller. Lafa bak hizaya gel, ne diyelim.

 

Ya Başbakan ne diyor? “Ama ne yazık ki güvenli hat denilen kriptolu telefonları bile bu zalimler dinledi. Başbakanın telefonunu, bakanları ile yaptığı konuşmayı dinleyemezsin”. İyi de Sayın Başbakan MİT kime bağlı? Sana! Emniyet ve Jandarma kime bağlı? Senin seçip atadığın İçişleri Bakanına! TİB kime bağlı? O da sana! İyi de bu kurumların dışında dinleme yapabilecek başka bir kurum var mı? Yok ve olmamalı. Varsa onun da sorumluluğu hükümetin omuzlarındadır.

 

Öyleyse sana bağlı bu kurumlar sana rağmen seni ve bakanlarını nasıl dinlemişler? Sen nasıl başbakansın? Ülkeyi dinleme ve izleme cennetine dönüştüren senden başka kim olabilir ki? Muhaliflerin yatak odalarını dinletir izletirken içten içe gülüyor, ellerini ovuşturuyordun. Hukuksuzluğa bir sefer yol verdin mi sonra baş edemezsin bilmiyor muydun? Şimdi ucu sana dokununca mı hukuksuz dinlemelerden şikayet eder oldun!

 

Fırat Nehrinin kenarında kurdun yediği kuzunun hesabının Hz. Ömer’den sorulacağını bilmiyor muydun yoksa?