Direndin de ne oldu???…

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Günlerdir süren olaylardan hepimiz haberdarız. İyi niyetle ve vatani duygularla, özgürlük, eşitlik, demokrasi ve ülke bütünlüğü için atılmış güzel bir adım insanların sosyalleşmesi, bireysel olarak güçlenmesi, toplumun kendine ve birbirine güveni olan insanlar açısından zenginleşmesi bakımından başarılı oldu.

Öte yandan somut olarak siyasi ve ülke menfaati adına kazanç elde edilemedi. En çok “hükümet istifa” sloganı vardı hükümet istifa etmedi, “faşizme karşı omuz omuza” denildi, faşizm bitmedi. Topçu kışlası yapımı mahkeme kararı ile durdurulsa bile başbakan yapımından vazgeçmedi ve yaptırmak için sınırları zorlayacak…. Çok örnek sayılabilir.  Ancak en vahim konu anayasanın değişimi ve ülke bütünlüğünün korunması adına hiçbir şey başarılmadı.

Direniş büyük iller ve gençler dışında azaldı. Halk da direnenlere, gazlara, tomalara, %50’e alıştı. Hatta anketlerde AKP 1. Parti olmaya devam etti. Forumlar da insanların slogan cümlelerle konuştuğu ama net çözümlerin üretilmediği alanlara dönüştü ki çoğu yerde katılımlar da azaldı.

Başka türlü bir mücadele gerek. Direnenlerin birleşmesi gerek. İnsanların bireysel olarak ayrım gözetmediği bir Gezcilik olayında onların oyuna göz diken, onları kendinden gören grupların da bu ayrımları aralarında kaldırıp birleşmesi gerek. Hangi partinin ya da grubun başını çekenlerle konuşsak müthiş bir ego, müthiş bir kendini beğenmişlik, müthiş bir lider gördüğü şahsa tapınma, eleştiriye kapalılık ve direnen herkesin kendine oy vereceğine inanç var. Onlar halk baskı yapmadan birleşmeyecekler.

Mecliste ki partiler zaten şu durumun sorumlusudur. Gelinen noktada iktidar ne kadar suçluysa muhalefet de o kadar suçludur. Ki muhalif partiler halkın kendilerine kızgınlığını anlamamaktadır. Halksa bundan sonrası için kaygılı, hala oy vermek için alternatif olmamasından dertlidir.

Muhalefet partileri yapılanmasını ve başkanlarını değiştirir diye bir umutla bekleyenler olduğu gibi bu iş sandıkta çözülmez başka çözüm aramak lazım diye düşünenler, bir de tamamen çaresiz hissedenler mevcuttur.

Muhalefet partileri ise yapılanmalarını değiştirmek için hiçbir adım atmamıştır. Kaldı ki belli köşe başlarında belli adamlar ve belli görüşler vardır. Delegeler de bu adamların sözüyle hareket eder. Zaten gelinen nokta da parti başkanlarını kuklaya çeviren bu yapılanmaların sonucudur. Hep kızdığımız ABD oyunları iktidar kadar muhalefeti de avucuna almış izlenimi vermektedir.

Halka bakınca sokağa çıkmaktan, gaz yemekten, ölmekten korkmayan insanlar siyasi teşkilat kurmaktan, partilere üye olmaktan, bir gruba ya da STK’ya katılmaktan korkmaktadır. Siyaseti yanlış bilmekte, siyasileşmeden bir cevap veremeyeceklerini n farkına varmamaktadır.

Eğer silah ve savaş olmadan somut kazanım istiyorsak yapılacaklar bellidir. Mevcut oluşumlara üye olup onları birleştirmeye zorlamaktır. Tabandan böyle bir baskı gelmez ise mevcut parti ve kuruluşlar kendini ispatlama çabası ile birbirini yemeye devam edecek ve Gezi heba olacaktır.

Şimdi ülkesini ve halkını sevenle sevmeyen seçilecektir. Kim ki ülkesi için kendi egosundan ve çıkarından taviz verir, fanatik uçlarını törpüler ve mevcut tüm gruplarla birleşip gerekirse yeni bir parti kurmayı kabul ederse bu ülkeyi seviyordur, direnmekte samimidir. Kim ki ben demeye devam eder, temsil ettiği oluşum dışında herkese karşı çıkmaya, kendi üstünlüğünü savunmaya devam ederse bencildir ve ülkeden çok kendini sevmektedir.

Halk ise bunların bencilliğini yüzüne vurmak ve birlik olmayanı dışlayacağını göstermek adına bu oluşumlara katılmalı, gerekirse yeni bir siyasi ya da sivil toplum yapılanmasına gidilmelidir.

Daha güzel bir ülke, daha az acı, daha çok hak ve özgürlük için herkesi hep birlikte birleşmeye çağıralım. Gün birlik günüdür.

Yorum Yaz