Dans Eden Güvercinler

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Şehirlerin sanki toplu yaşam için vazgeçilmez
gereksinimleriymiş gibi sunulan dev yapılar , kenarı süslü yollar büyük çoğunluğu zorbaca el konulan, toplum emeğinin üstünde tepinen egemen sınıfların emekçi sınıflarla kurduğu sömürü ve iktidar gösterisinin simgeleri haline dönüştürülmesi.

AVM tapınakları, saraylar, görkemli piramitler, inanç adına yüceleştirilmesi sadece yapıya bırakılmış ibadethaneler.

Hepsi bu ilişkinin somut birer çıkar simgeleridir.

Bundan kısmen yararlanılması aidiyet duygusuyla insanları içine çeker.

Hep kolaydır bir parça özgürlük karşılığı bir kurumun içinde olmak hem de asgari şartlarını elde ediyor olmak.

Diğer yanda ise;
Giderek daha gerici eğitime boynunu eğen aileler, seslerini çıkaramadıkları bir girdabta gibiler.
Sahipsizmiş gibi duran korkularının savaşını vermekten,
yorulmanın karşılığını alamamaktan korkuyor.

Korku, endişe, zamansızlık ve karşılıksızlık ikilemeleri devamlı empoze edilen yalan yönlendirmelerle flulaştırılıyor ki…

Hedefsizlik oluşsun.

Asla bir rastlantı eseri olmadıkları ve sadece gündem yaratmak için yapılanma olmadıkları aşikar.

Zeminsiz ve çok yıkılmaya yüz tutmuş bir ideolojinin aç gözlü temsilcileri..
Camdan kulelerden ibaret ucuz çırpınışları temsil ediyorlar.

Bu günlerde;
Ödüllerini tahtla alacağının hesabını yapanların görmezlik gözlükleri taktıkları tüm BİLEŞENLERİNİ..

sonuncusuna kadar doyurma peşindeler ve satmanın son rüzgârındalar..

Bizi bireyselleştirdikleri bu ucubenin içinden kolektif belleğimizin bizi buluşturması ise tek umudumuz.

Hiçleşmenin öyküsü bizden yana olmayacak..

Birsen KİRİŞCİ