Cezaevindeki Albay arkadaşımın mektubu

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Devre arkadaşım, kardeşim Kurmay Albay Aziz YILMAZ’ın Cezaevinden yazdığı mektup. 01.01.2013 tarihli Cumhuriyet gazetesinden alınmıştır.

Takdiri siz sayın okuyucularıma bırakıyorum.

Öğrenim süreleri hariç 16 yıllık meslek hayatımın 11 yılını Ankara’nın doğusunda terörle mücadele edilen yerlerde, 5 yılını Ankara’da geçirdim. Meslek hayatımın çoğu dağlarda terörist peşinde geçti.

Yüzyılın iftirası Balyoz davasında bir CD’nin içindeki imzasız dijital dosyalarda ismim geçtiği iddia edilerek 16 yıl hapis cezasına mahkum edildim.
Dijital dosyaların hazırlandığı iddia edilen 2003 yılında Harp Akademisi’nde yüzbaşı rütbesinde öğrenci subaydım.

Bahse konu dijital dosyaların düzmece olduğunu, içlerinde 2006 yılından sonra kullanılmaya başlanılan sicil numaralarının olduğunu, gerçekte olmayan otobüs duraklarının, halk pazarlarının var gibi yazıldığını, o dijital dosyaların benim tarafımdan hazırlanmış olamayacağını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi dahil 3 resmi kurumdan aldığım 11 resmi yazı ile ispat ettim. İşin ilginci, mahkeme de aynı kurumlara yazı yazarak sordu ve benimle aynı cevapları aldı.

Suçsuz olduğumu ispat etmek için daha ne yapayım? Ağzımla kuş mu tutayım?
Sizin isminiz sizinle ilgisi olmayan bir CD’nin içinde geçse kendinizi nasıl savunursunuz? Veya birisi size gelse, bir CD gösterip, bunun içinde imzasız bir senet var, sizin isminiz yazıyor, sizin bize borcunuz var dese ne yaparsınız?

CD’lerin sahte olduğunu kanıtlayan, Türkiye’deki teknik üniversitelerinden, ABD’den, Almanya’dan alınan 23 bilirkişi raporu sunuldu, inanmıyorlar.

Siz bilirkişi raporu alın diyoruz. Almıyorlar.

Tanıkları dinleyin diyoruz. Dinlemiyorlar.

Resmi kurumlardan suçsuzluğumuza dair siz de resmi yazı aldınız. Biz suçsuzuz diyoruz. Dikkate almıyorlar.

Ordu geçmişte 4 darbe yaptı, bunları da siz yazmışsınızdır diyorlar. 1960’da doğmamıştım. 1971’de bir yaşındaydım. 1980’de ilkokuldaydım. 1997’de üsteğmendim.
Sanırım tek suçum asker olmak.

Neye yanacağımı şaşırdım. Gençliğimin dağlarda terörist peşinde geçtiğine mi? Eşimin ve oğlumun hayatının Türkiye’nin ücra köşelerinde geçtiğine mi? Yıllarca geri gelebilecek mi diye korkuyla beni beklediklerine mi? Oğlumun okul hayatının altüst olduğuna mı? İşimin, ekmeğimin, geleceğimin elimden alındığına mı? Teröristler masum insanlara zarar vermesin diye onlarca kez kendi hayatımı tehlikeye attığım için göğsüme üstün Cesaret ve Feragat madalyası takan devletimin, şimdi haksız yere boynuma darbeci/terörist yaftası taktığına mı? Haksız yere 16 yıl ceza aldığıma mı? Yıllarımın dört duvar arasında geçtiğine mi? İnsanımıza, devletime, hukuka olan inancımı kaybetmeye başladığıma mı? Hangisine yanayım?
Gerçekler sonsuza kadar gizlenemez. İdeolojik nedenlere bağlı kinle, nefretle hakkımda asılsız haber ve yorum yapanlar ileride suçsuzluğumuz anlaşıldığında ne yapacaklar? Vicdanları sızlamayacak mı? Benim ve ailemin kaybettikleri, çektiği acılar nasıl telafi edilecek? Mümkün mü?

Saygılarımla.
Jandarma Kurmay Albay Aziz YILMAZ

Yorum Yaz