Bütün yetkilerimi kullanacağım

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yerel seçimlerin hemen arkasından Cumhurbaşkanlığı tartışmaları başladı. İşin garip tarafı bu tartışmayı anlaşılmaz bir biçimde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olması. Muhtemeldir ki yerel seçimlerden alınan sonuçtan memnun olmayan Kılıçdaroğlu dikkatleri başka yöne yöneltmeyi tercih etmiş olabilir.

 

Cumhurbaşkanlığı için adı geçenler sanki birbirinden başka insanlarmış gibi sunuluyor, yetmiş altı milyonluk bu büyük ulus üç kişiye mecburmuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor.

 

Bunlardan biri Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevini yürüten Haşim Kılıç, İBDA-C İslami terör örgütünün yayın organı Taraf dergisinin temsilciliğini yapmış bir kişi. Örgüt lideri Salih Mirzabeyoğlu ile birlikte fotoğrafları yayınlandı.

 

Diğeri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ki Haşim Kılıç’tan aşağı kalır yanı yok. Haşim Kılıç yerli İslami teröristle resim çektirmişse Erdoğan da uluslararası İslami teröristle resim çektirmiştir. Taliban lideri Hikmetyar’ın dizinin dibine çömelmiş pozu Erdoğan’ın bu çevrelerle ne kadar içli dışlı olduğunu gösterir.

 

Üçüncü aday, mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğer adayları aratmayacak kadar onlarla kanka, dava arkadaşı. Birbirlerine kardeşim diye hitap ediyorlar. Kardeşlikleri o kadar ileri derecede ki Anayasa’ya aykırı olduğunu söylediği kanunları bile kardeşinin hatırı için veto etmiyor, hemen onaylıyor. Bugüne kadar bir tek yasayı geri çevirdiği görülmedi. Erbakan Hoca ile birlikte yargılandıkları Kayıp Trilyon davası da dokunulmazlık nedeniyle raflarda onu bekliyor.

 

Millet olarak bu şaibeli ilişkileri olan adaylara mahkûm olmadığımızı bilmemiz gerekir. Ama eğer bunlardan birisi olacaksa benim favorim Erdoğan’dır.

 

Benim favorim Erdoğan’dır, çünkü diğerlerinin “g….nün kılı” olmak isteyen bağlılarına henüz rastlanmadı! Erdoğan’ın yaptığı ve dediği her şeyi ne olduğunu anlamadan benimseyip savunmaya hazır melankolik taraftarları vardır. Erdoğan’ı favori görme nedenim bu melankolik taraftarların çokluğu değildir. Bundan daha önemli nedenim Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı seçilmem hâlinde yetkilerimi sonuna kadar kullanacağım.” demesidir!

 

Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanının yetkileri arasında mahkumları af etme yetkisi de vardır. Açılım sürecini Oslo’dan İmralı’ya beraber sürdürdüğü “Açılım arkadaşı” Abdullah Öcalan hâlen mahkûm olarak cezaevindedir. Gerçi dünyanın hiçbir yerinde hiçbir mahkûma tanınmayan ayrıcalıkları vardır ama ne de olsa gene mahkûm mahkûmdur! Açılım arkadaşının gönlü onun oralarda çürümesine el vermeyecektir. Bir an önce dışarı çıkması gerekmektedir. Zaten Oslo ve İmralı görüşmelerinde zaman zaman bu konu ele alınıp tartışma konusu yapılmıştır. Gazetelerde bununla ilgili haberler vardır.

 

BDP yetkililerinin “eğer anlaşırlarsa cumhurbaşkanlığı konusunda Erdoğan’ı destekleyecekleri”açıklamaları boşuna değildir. Sırrı Sakık’ın Başbakanın eli ayağı, gözü kulağı gibi kullandığı MİT’e teşekkür etmesi aynı zamanda başbakana teşekkür etmesi anlamına da gelmez mi?

 

Erdoğan’ın yetkilerimi sonuna kadar kullanacağım açıklaması BDP’li seçmene Öcalan’ı ben af ederim selamı göndermesidir. Zaten şimdiye kadar açılım adı altında yapılanlar PKK’nın taleplerinin karşılanmasından başka nedir ki…

 

Bu nedenle Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı yarışına mevcut rakiplerinden çok önde başlıyor. Muhalefet partileri doğru seçenekler sunarsa bu üç adaya mahkûm olmadığımızı, hepsinin hevesinin kursaklarında kalacağını bu millet onlara gösterecektir.