Batının Ukrayna’daki Gelişmeler Üzerine Rusya’ya Karşı Aldığı Yaptırım Kararları ve Uygulama Alanları

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Batı; Soğuk Savaş sonrası dönemde Rusya’nın yeniden küllerinden doğarak ekonomik, politik, enerji, askeri alanda küresel güç hale gelmesini kaygıyla izlemektedir. Suriye’deki iç savaşta Esad rejimine verdiği destek, Kırım ve Ukrayna’da ki siyasi ve askeri gelişmelerden dolayı Rusya’ya karşı ekonomik, siyasi ve hatta askeri yaptırımlar uygulayarak onu frenlemek ve dizginleyerek Rusya liderliğindeki Doğunun da yer aldığı çok kutupluluğu engellemek için de Batıya bir fırsat çıkmıştır.

Batı (ABD, NATO ve AB); Kırım’ın Rusya’ya ilhakı, Doğu Ukrayna’daki Rusya yanlısı ayrılıkçıların referandum yapması ve gelişmelere müdahil olan Ukrayna ordusu ile iç savaşa tutuşması, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına yönelik tehdidin artması üzerine Rusya’ya yönelik ekonomik ve siyasi yaptırımlarını arttırmış, 2014 yılında icra edilen G8 Zirvesine Rusya’yı almayarak gözdağı vermek istemiştir. Ancak bu yaptırımların Rusya üzerinde beklenen ekonomik ve siyasi etkilerin ve yansımaların tam olarak dönüşünü alamayan Batı, NATO Zirvesi’nde Rusya’ya karşı Ukrayna ve diğer sorunlu bölgelere yönelik daha fazla yaptırım ve caydırıcılık kararları almıştır.

Zirve sonucunda daha fazla askeri, siyasi ve ekonomik yaptırım kararları çıkmıştır. Bu zirvede Ukrayna’nın NATO’ya alınması konusu ele alınmamış olsa da Ukrayna Devlet Başkanının zirveye davet edilerek, ikili toplantılara katılmış olması, Rusya’ya karşı alınacak önlem kararları Batının Ukrayna’yı Rusya’ya karşı desteklediğini hatta gerektiğinde askeri tedbirleri süratle alabileceğini de ortaya koymuştur. İngiltere’nin Galler bölgesindeki Newport’te, 5-6 Eylül 2014 tarihleri arasında iki gün süreyle gerçekleştirilen NATO zirvesine NATO üyesi 28 ülke ile Afganistan’da ISAF güçlerine destekte bulunan 27 ülke devlet/hükümet başkanları, AB, BM, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası (WB) kuruluşların üst düzey yetkilileri de katılmıştır. Zirvede ele alınan konular; Ukrayna, Halifelik ilan ederek adını İslam Devleti’ne dönüştüren IŞİD’in Irak ve Suriye’de ilerleyişi, NATO’nun Afganistan’dan çekilme sürecidir.

Zirvenin öncelikli gündem maddesi Ukrayna olmuştur. Zirvede NATO Genel Sekreteri Rasmussen, “Rusya tehdidine karşı oluşturulan Acil Müdahale Gücü (AMG) NATO tarafından onaylanmıştır” demiştir. 5000 kara askeri ve deniz birliklerinden oluşacak AMG’nin ihtiyaç duyulduğunda birkaç gün (iki gün) içinde hazırlanacağı değerlendirilmektedir. Bu güce Danimarka, Litvanya, Letonya, Estonya, Norveç ve Hollanda’nın yer aldığı Baltık ülkeleri asker gönderecektir. Rasmussen, Rusya’ya; Kırım’ın ilhakına son verme, Ukrayna’nın doğusunda olduğu iddia edilen Rus birliklerini geri çekme, bölgede Rus ayrılıkçılara silah akışını kesme çağrısında bulunmuştur.

Zirvenin sabahında ABD Başkanı Barack Obama ve İngiltere Başbakanı David Cameron’un Times gazetesinde ortak imzalarıyla yayınlanan makalede; Ukrayna’yı koruyacaklarının altını çizmiştir. Başyazıda Rusya ile geliştirilen kısıtlı işbirliğinin sonuna gelindiğini ortaya koymuştur. Söz konusu makalede Obama ve Cameron; “Rusya, kuralların yazıldığı şartnameyi, Kırım’ı kanunsuzca ilhak ederek ve askerlerini Ukrayna topraklarına sokarak yaptı. 1949’da Batı Avrupa’yı Sovyet İşgalinden korumak için kurulan NATO’nun Ukrayna’nın geleceğini tayin etme hakkını koruması ve Doğu Ukrayna’da kalıcı bir varlık inşa etmesini gerekir.” ifadesini kullanmıştır. Diğer yandan Fransa’nın Rusya’nın sipariş ettiği Mistral Tipi iki savaş gemisinin teslimatını askıya almasında Obama ve Cameron’un Putin karşıtı baskısı olduğu izlenimi doğmuştur.

Karadeniz’in kuzeybatısında 8-10 Eylül tarihlerinde de Ukrayna ve ABD deniz kuvvetleri, “Deniz Esintisi-2014” tatbikatı düzenlenmiştir. Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Ukrayna ordusu arasında çatışmalar devam ederken NATO, ABD ve Barış İçin Ortaklık (BİO) ülkelerinin katkıları ile Ukrayna’nın batısındaki Lviv şehrinde Uluslararası Barışı Koruma ve Güvenlik Merkezi’nde 15-26 Eylül 2014 tarihleri arasında düzenlenen “Rapid Trident-2014” tatbikatına 15 ülkeden 1200’den fazla asker görev almıştır.

NATO’nun Ukrayna’ya desteğini gösteren bu tatbikata; Ukrayna, ABD, Almanya, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Kanada, İngiltere, İspanya, Letonya, Litvanya, Moldova, Norveç, Polonya ve Romanya katılmıştır. Ukrayna hükümeti ve silahlı kuvvetlerinin talebi doğrultusunda düzenlenen “Rapid Trident-2014” ortak askeri eğitim tatbikatı, bölgesel güvenliğin pekiştirilmesi ve Ukrayna ordusunun ABD, NATO ve üye ülkelerle işbirliğinin geliştirilmesini hedeflemektedir.

NATO Zirvesi’nde alınan kararlar daha çok Rusya’yı kınama, Ukrayna’ya da destek şeklinde olmuştur. Rusya’ya yönelik caydırıcı amaçlı oluşturulacak AMG ve Ukrayna’da icra edilecek olan Rapid Trident tatbikatının Rusya açısından ne anlama geldiği Ukrayna’daki gelişmelerden ve Rusya’nın stratejik hamlelerinden anlaşılacaktır. Ancak Zirvede Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesi bile söz konusu olmamıştır.

Galler’de toplanan NATO zirvesinde Rusya’ya 24 yıl önce verilen “partner” tanımının “saldırgan ülke” olarak değiştirilirken, Rusya şimdiden karşı adım atarak, nükleer başlıklı füzeleri hangarlardan çıkararak, şimdiye kadar görülmemiş çapta bir “Stratejik Füze Kuvvetleri Tatbikatı” yapacağını duyurmuştur. Eylül ayı içinde Rusya’nın Altay bölgesinde yapılan nükleer füzeli tatbikata hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının yanı sıra 4000 askerle 400 askeri araç katılmıştır. Tatbikatın amacı ve hedefi; tatbikatta düşman kuvvetlerini temsil eden Rus komandoları nükleer füzeleri ele geçirmeye çalışırken, dost unsurları temsil eden diğer komandolar ise füzelerin düşman kontrolüne geçmesini önleyecektir.

 

Ukrayna’da  yaşananlar,  bu ülkenin  jeopolitik ve jeostratejik konumundan  dolayı  bölgeyi  ve  Batılı    ülkeleri  askeri, siyasi  ve ekonomik  yönden  olumsuz  etkilemektedir. AB;  Ukrayna  ve  Kırım’da  askeri  gücünü  ortaya koyan  Rusya’nın  bu  bölgedeki  yanlış  tavrından  dolayı  ağır  bir  bedel  ödeyeceğini  belirtmektedir.  Bu  duruma  seyirci  kalmayacaklarını  ifade  eden  AB, “Rusya’ya  ekonomik  yaptırımlarla  karşılık verilecektir”  şeklinde açıklamalar yapsa  da  bu konuda bazı tereddütler mevcuttu.  Ancak, Malezya Hava Yolları’na ait bir uçağın Ukrayna’nın doğusunda füze ile düşürülmesinin ardından,  AB’nin  Rusya’ya  karşı    tavrında  önemli  değişmeler  olmuş ve Rusya’ya yönelik yaptırım baskıları ardından artmıştır. Olayda uçaktaki 298 kişi hayatını kaybetmiştir. Batılı ülkelerde, uçağı Rusya yanlısı ayrılıkçıların Moskova’dan tedarik ettikleri bir füze ile düşürdükleri yönünde görüş mevcuttur. ABD ve AB’nin yeni yaptırımlarıyla Rus ekonomisinin daha büyük bir darbe alacağını ifade eden Obama, Rusya’nın ihracat kredisini de askıya aldıklarını duyurmuştur. Obama, “Rusya bu yoldan gitmeye devam ederse, bunun Rusya’ya maliyeti de artmaya devam edecek” demiştir. Rusya’nın enerji sektörüne yönelik ihracata da kısıtlamalar getirildiğini belirten Obama “Daha çok Rus bankalarına ve savunma sanayi şirketlerine yönelik yaptırımları genişletiyoruz. Rusya’ya ihracatı teşvik eden kredileri ve Rusya’daki ekonomik gelişim için sağlanan finansmanı resmi olarak askıya alıyoruz. Aynı zamanda, Rusya’ya yönelik uyguladığımız yaptırımlara AB de katılıyor. Bu, bugüne kadar görülmüş en geniş ve en önemli yaptırım kararıdır.” diyerek ABD’nin yaptırım kararlılığını ortaya koymuştur.

ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı David Cameron, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Rusya’ya yeni yaptırımların uygulanmasını destekleyen liderler arasında yer almaktadır. Ekonomik  yaptırımlarda  etkin  rol  oynayan  Fransa, Rusya’ya Mistral sınıfı helikopter taşıyıcı gemisi satışını askıya alırken, (teslimat yapılmazsa Fransa’nın Rusya’ya 1,1 milyar avro tazminat ödemesi gerekmektedir) , Almanya Başbakanı Angelina Merkel ise finans ve enerji alanlarında uygulanması düşünülen yaptırımların Alman ekonomisini etkileyeceğini belirtmiştir. Almanya, Rheinmetall Firması Rusya’nın Volga Bölgesi’nde, Mulino kentinde inşa edilecek ve 100 milyon Avro’ya mal olacak olan eğitim merkezi kurması için verdiği ihracat iznini iptal etmiştir.

  

AB içinde Baltık ülkeleri ve Polonya sert yaptırımlardan yanayken birçok AB ülkesi ekonomik menfaatleri nedeniyle ölçülü tepki verilmesini istemektedir. Ancak, daha önceleri yüzde 45 seviyelerinde olan Rusya’dan doğalgaz ithalatı yüzde 30 seviyelerine düşse de Baltık ülkeleriyle Finlandiya, İsveç, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan doğalgaz ithalatının tamamına yakınını bu ülkeden yapmaktadır. Rusya’ya bağımlılık oranı Polonya ve Yunanistan’da yüzde 70, Avusturya ve Macaristan’da yüzde 60, Almanya’da yüzde 40, İtalya’da yüzde 20 ve Fransa’da yüzde 18 civarındadır.

AB tarafından alınan yeni yaptırımlar uyarınca; AB üyesi 28 ülke tarafından gelecekte Rusya’ya silah satılmayacak, petrol ve gaz sektörlerinde kullanılan bazı teknolojilerin kullanımı kısıtlanacak, bazı Rus bankaları da Avrupa’da finans sektöründen dışlanacaktır. AB ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın çevresinde olup da, seyahat yasağı koyduğu ve mal varlıklarını dondurduğu kişilerin sayısını da artırma kararı alınmış ve bu kişilerin (24 kişi ve 15 şirket bu kişilerden bazıları: Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma Başkan Yardımcısı Sergey Neverov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yardımcısı İgor Şegolev ve Kırım’dan sorumlu Bakan Oleg Savelyev) nihai listesi yayınlanmıştır. Hemen yürürlüğe giren bu kararlar, AB’nin bugüne dek Rusya’ya uyguladığı yaptırımların en ağırı olarak görülmektedir. AB’nin  resmi  gazetesinde,  02.08.2014  tarihinde  yayımlanan  kanuna  göre  yaptırım  uygulanacak  beş Rus  bankasının arasında;  Denizbank’ın  ana  ortağı  ve  Rusya’nın  en büyük  bankası  Sberbank  ile  VTB  bank,  Gazprom bank, Vneshecomon bank (VEB)  ve  Rusya  Ziraat  Bankası (Rosselkhozbank)  bulunmaktadır. Dobrolet Havayolları ve Rusya Ulusal Gemi İnşaat Şirketi de yaptırıma maruz kalmıştır.

Rus  devleti  kontrolünde  bulunan   OAO  Gazpromneft, OAO  Gazprom’un  petrol bölümü, petrol  boru  hatları  işletmecisi  OAO  Transneft,   ve petrol  devi  OAO  Rosneft  şirketlerinin  30  günden  daha  uzun  vadeli  fon  kazanmaları  yasaklanmıştır. Buna  ilave  olarak  askeri  üretimde  bulunan  üç şirket;  Oboronprom,  United  Aircraft  Corporation  ve  Uralvagonzavod’un  AB’de  ileri  dönemlerde  para  kazanmaları  engellenecektir. Bu  alandaki  yaptırımlar  özellikle  de Rusya’nın  en  büyük  petrol  üreticisi  Rosneft’i  ciddi  şekilde  etkilemiş  durumdadır. Ukrayna  krizi  nedeniyle  Batılı  ülkelerin  yaptırımları  sonucu  Rosneft’in,  üretimi  azaltacağı, Sibirya’daki  bazı  varlıklarını  satacağını,  yaklaşık 4 bin  kişinin  çalıştığı  şirketten  bin  kişinin  işten  çıkartılmasının  planlarını  yapmaktadır. Rosneft’in  ayakta  durabilmesi  için  Ülke  Refah  Fonu’ndan  2  trilyon  ruble (49  milyar  dolar)  yardım  talep  ettiğini  Rusya  Maliye  Bakanı  Anton  Siluanov  açıklamıştır. Putin  ise  petrol  şirketinin  bir  bölümünün  satışı  için  kapılarının  Çin’e  açık  olduğunu  dile  getirmiştir.

ABD, Rusya’ya uygulanan yaptırımların finans, enerji ve savunma sektörlerini içerecek şekilde genişletmiştir. ABD Hazine Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın, Ukrayna’nın doğusundaki tansiyonu tırmandırmaya devam ettiği gerekçesiyle yaptırımların genişletildiği duyurulmuştur.  Açıklamada, Rusya’nın en büyük bankası olan Sberbank’ın yaptırım listesine alındığı belirtilirken, bazı Rus bankalarına uygulanan finansal kısıtlamaların da artırıldığı bildirilmiştir. AB’nin yaptırım kararını takip eden ABD’de Hazine’den yapılan açıklamada hedeflenen Rus bankaları arasında ülkenin en büyük finans kuruluşlarından birisi olan VTB’nin yanı sıra, Bank of Moscow (Moskova Bankası), tarım işçilerine kredi kolaylığı sağlayan Rosselkhozbank (Rus Ziraat Bankası), VEB ve Gazprombank OAO yer almıştır.

Rusya’nın enerji sektöründe faaliyet gösteren beş şirket (Gazprom, Gazprom Neft, Lukoil, Surgutneftegas, Rosneft)  ve sanayi sektörününün en büyük şirketlerinden Rostec de ABD’nin yaptırım listesine eklenmiştir.  ABD Hazine Bakanlığı, Rus devletine ait beş savunma teknolojisi şirketinin mal varlıklarını da dondurmuştur. Bu şirketler: OAO Dolgoprudny Research Production Enterprise, Mytishchinski Mashinostroitelny Zavod OAO, Kalinin Machine Plant JSC, Almaz-Antey GSKB, ve JSC NIIP’dır. ABD Hazine Bakanlığı, Amerikalı kişi, işletme ve kuruluşlara, yukarda belirtilen Rus şirketleriyle olan ticari ilişkilerini sonlandırmaları için 26 Eylül 2014 tarihine kadar zaman tanımıştır.  Genişletilen yaptırımlar çerçevesinde, Rusya’nın ABD’ye olan mal ve hizmet ihracatları da yasaklanmıştır.

ABD’nin genişletilen yaptırımları, Avrupa Birliği’nin (AB) açıkladığı yeni yaptırım kararlarıyla benzerlik göstermektedir. AB, Ukrayna krizi bağlamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen 24 kişi ile 15 şirkete yönelik AB ülkelerine seyahat yasağı ve mal varlıklarının dondurulması gibi yaptırımlar uygulama kararı almıştır. Bu kapsamda; ABD Hazine Bakanı Jack Lew, konuyla ilgili açıklamasında, “Rusya’nın Ukrayna’nın istikrarını bozmayı amaçlayan çabaları bariz girişimleri ve doğrudan askeri müdahalesine karşılık olarak, Avrupalı müttefiklerimizle uyumlu olarak yaptırımlarımızı derinleştirdik. Atılan bu adımlar, Rusya’ya karşı devam eden uluslararası işbirliğini güçlendiriyor” demiştir. Lew, Rusya’nın ekonomik ve diplomatik izolasyonun, “yaptıkları ve söyledikleri birbiriyle örtüşmediği sürece büyüyerek devam edeceği” uyarısında da bulunarak, “Rusya’nın Ukrayna ve diğer uluslararası ortaklarla işbirliği yapması ve uzun süreli bir anlaşmaya varması gerekiyor. Eğer bunu yaparsa yeni yaptırımlar askıya alınabilir” diyen Lew, Rusya ekonomisinin, hükümetin kanunsuz eylemleri nedeniyle şimdiden ağır yara aldığını savunmuştur. 

AB’nin Kırım aleyhine aldığı yeni yaptırım kararlarının Rusya’ya karşı yaptırımların sertleştirilmesi anlamına gelmediği, özellikle Rus işgalindeki Kırım’ın hedef alındığı bildirilmiştir. Yeni yaptırım kararlarına göre; AB ülkelerinden bundan böyle Kırım’a turistik tur gemileri uğramayacaktır. AB ülkelerinde merkezi bulunan şirketlerin de Kırım’da gayri menkul almaları yasaklanmıştır. Aynı şekilde AB şirketlerinin Kırım sahillerinde turistik yatırım yaparak para kazanmalarına da izin verilmeyecektir. Ayrıca bölgeye AB ülkelerinden enerji, petrol ve gaz sevkiyatı ile ilgili malların ihraç edilmesi de yasaklanmıştır. AB Dışişleri Bakanları Kasım 2014 ayı ortasında, Rusya’nın Mart 2014 ayında işgal ettiği Kırım’a karşı yaptırımları genişletmeyi kararlaştırmışlardır. AB sözcüsü, yaptırım kararlarının, Kırım’ın işgalini tanımayan AB politikasının bir parçası olduğunu söylemiştir. Kırım’a karşı alınan yaptırım kararları 20 Aralık 2014 Cumartesi gününden itibaren geçerli olmuştur. Geçmişte yapılan anlaşmalar ise Mart 2015 ayına kadar geçerli olacaktır. AB tarafından Haziran-Temmuz 2014 aylarında da Kırım’a karşı bazı yaptırım kararları alınmış olup, Kırım’dan AB ülkelerine ithalat ve Kırım’daki altyapıya yatırım yapılması yasaklanmıştır.

Stratejist ve uzmanlar konuya ilişkin olarak, “Büyüme oranının sıfıra yaklaştığı Rus ekonomisinin, özellikle de finansal piyasalarının, genişletilen yaptırımlar sonucu kötüleşmeye devam edeceği” değerlendirmesini yaparak, yaptırımların ağırlığını ve etkisini ortaya koymuştur.