ACI BİR TESADÜFLE LOZAN’A SELAM OLSUN.

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

24 Temmuz geçti gitti ama etkisini hala üstümden atamadım.
90 yıl önce Lozan Barış Antlaşması imzalanmış.Cumhuriyetimizin garantisi olmuş bu Lozan Antlaşmasının 90. Yılını kutladık. Biz bize. Hükümetten tık yok. Kasıtlı mı? Sevr’e dönme çabaları son sürat devam ederken kutlamazlar elbet. Hiç değilse ahde vefa olsaydı demekten kendimi alamıyorum. Cumhuriyetimizin temel taşı, bağımsızlığımızın ve toprak bütünlüğümüzün garantisi Lozan hani Başbakan’ın İKİ AYYAŞ dediği Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşı, can yoldaşı İsmet İNÖNÜ’nün eseri. Ne iki ayyaşmış be. Hala gölgeleri, adları titretiyor. Ödleri kopuyor olmalı ki bunca karalama telaşı.
Ama istedikleri kadar çırpınsınlar ne Atatürk sevdamızı ne İnönü’ye saygımızı yok edemeyeceklerini onların torunları pek güzel anlattı.
Büyük Önder Atatürk Lozan’da olup biteni takip etsin, belgelesin diye Anadolu Ajansı kurucularından gazeteci Yunus Nadi’yi yollamış. Görevini başarıyla gerçekleştiren Nadi Ajans kurulurken yani üç yıl önce de Atatürk’ün yanındaymış.
Bu üç koca yürekli insanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan Anadolu Ajansı’nı kuruyor (06.04.1920) , Cumhuriyeti kurmadan Lozan’ı imzalıyor. (24.07.1923)
Gelelim ironik tesadüfe;
24 Temmuz aynı zamanda basında sansürün kaldırılışının 105.yılı (Önceki yazımda anlattım. Detaya girmiyorum.)
Hem Lozan’la çakışıyor, hem bir eylemle Anadolu Ajansı ile buluşuyor.
Ajansın kurucu ortakları Atatürk, Halide Edip ve Yunus Nadi. Ajansı anonim şirket olarak kurmuşlar ki iktidarlardan bağımsız özgür haber yapsın.
24 Temmuz’da Çarşamba günü Anadolu Ajansı önünde yapılan SANSÜRE HAYIR eyleminde Ajansın şimdiki genel müdürünün, sahibi bulunamayan ajans hisselerini üstüne geçirdiğini duyuyoruz. Ne ACI. Ne İRONİK.
Bunca emek ve özveriyle kurulan Ajans hisseleri haraç mezat el değiştiriyor. Kimse üstüne gitmiyor. Cumhuriyetin kazanımlarını yo ettikleri yetmiyor, kurumlarını da özerk yapısını değiştirip ele geçiriyorlar. Peki, Genel Müdür açıkladı mı? Kimin hisseleriydi bunlar? ATATÜK’ün mü Halide Edip’in mi, Yunus Nadi’nin mi? SESİMİZİ DUYAN VAR MI?