1 Mayıslarda olayları kim çıkarır?

FacebookTwitterGoogle+Paylaş
1974 yılından beri bulunduğum yerlerde yapılan 1 Mayıs etkinliklerine mutlaka katılırım. Çok cılız etkinlikler de oldu, çok görkemli mitingler de… Gerçekten bayram havasında kutlanan 1Mayıslar da yaşadım, savaş havasında 1Mayıslar da… Bunlar içinde en unutulmaz olanı 1977 1 Mayısı idi.

77 1Mayısı’nda İstanbul’daydım ve Taksim Mitingine katılacaktım. Yanlarında kaldığım yakınlarım mitinge gitmememi, olaylar çıkacağını söylüyorlardı. Özellikle Tercüman gazetesi başta olmak üzere bütün sağcı basın olaylar çıkacağını günler önceden yazmaya başlamışlardı. Nerden de bilirlerse? Olayları çıkaracak olanlar sanki onlara önceden haber vermişler gibiydi!

 

1 Mayıs sabahı erkenden Saraçhane’de arkadaşlarımla buluşup kortej halinde Taksim’e doğru yürümeye başladık. Her siyasi grup kendi flamaları altında yürüyor, kendi sloganlarını atıyordu. DİSK mitingin güvenliğini sağlamak üzere oldukça kalabalık işçileri görevlendirmişti. Siyasi gruplar slogan yarışı yapıyor ama kimse kimseye karışmıyordu. Öğlen üzeri Tarlabaşı’ndan doğru Taksim alanına yaklaşmıştık. Ben kendi arkadaşlarımdan ayrılarak o zaman İTÜ-DER Başkanı olan bir akrabamın yanına gidip hem konuşup hem yürüyordum. Taksim girişinde bunlarla görevliler arasında bir tartışma olunca ben ayrılıp kendi arkadaşlarıma yetiştim. Taksim alanına girmiş gruplara ayrılmış yerlere gidiyorduk ki Sular İdaresi’nin üzerinden kalabalığa ateş edilmeye başladı. Bu sırada biz Anıtın yakınlarındaydık. Yere yattık. Alan ne yapacağını bilmez bir halde bağıran, sağa sola kaçan ve yere yatanlarla karmakarışık bir durumdaydı. Başımın üstünden cıvvv diye ses çıkarıp gidip Anıta değen ve yere pıt diye düşen kurşunların sesini duyduğumu şimdi bile çok net anımsıyorum.

 

Kurşun seslerinin yarattığı karmaşa yetmezmiş gibi polis panzerleri de hızlı hızlı ortalıkta dolaşıyor, kargaşayı daha da artırıyorlardı. Kurşun sesleri kesilince kalkıp Dolmabahçe üzerinden Kadıköy’e geçmiş ve eve gecenin geç vaktinde dönebilmiştim. Ben eve gelince yakınlarım çok sevindiler. Ben neye sevindiklerini onların anlattıklarından sonra anlayabilmiştim. Çünkü o gün orada insanlar Kazancı Yokuşu’nda birbirlerini ezerek öldürmüşlerdi. Ben bundan ancak eve geldikten sonra haberdar oldum. Sonradan öğrendik ki o zamanlar adı Hotel İntercontinantal olan otelden de kalabalığa ateş edilmiş.

 

O zaman bu zaman her 1Mayıs günü mutlaka olaylar çıkacak endişesiyle işçilere bayramları zehir edilmeye çalışılıyor. Bazen polisle çatışma çıkıyor, bazen küçük gruplar tarafından yağma, yakma, kırma eylemleri organize ediliyor; bu bahaneyle Taksim Alanı işçilere Kâbe Toprağı yapılıyor. İşçilerin Taksim’de miting yapmalarına izin verilmiyor. İşçiler her seferinde polisle karşı karşıya getiriliyor.

 

Yıllar sonra AKP ve RTE 2010 referandumunda kuş beyinli solcuları kandırmak için Taksim Alanı’nı işçilere açtı ve ne hikmetse o dönemdeki 1 Mayıslarda hiç olay çıkmadı. “Yetmez ama evet”çi solcular da demokrasiyi bir tramvay olarak gören RTE ile ülkemizde demokrasiyi geliştirmeye çalıştıklarını sandılar. Şimdilerde aldatılmış olanın pişmanlığını sağda solda fısıldıyorlar ya atı alan Üsküdar’ı geçti.

 

Taksim işçilere yeniden Kâbe toprağı yapıldı. İşçiler, onlara destek olmak isteyen milletvekilleri, tartaklandı, coplandı, gazlandı ve daha iyi yeşersinler diye olmalı tazyikli su ile sulandı.

 

Hükümet izin verince olay yok, hükümet izin vermeyince olay çok… O halde 1 Mayısta olayları kim çıkarıyor? İşçiler mi, polisler mi yoksa hükümet mi?